YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/440
KARAR NO : 2013/6279
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacının davalıya ait ticari takside Ocak 2003 – Ocak 2004 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının davalı yanında 01.01.2003 – 12.11.2003 tarihleri arasında toplam 312 gün çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerince davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesi veya davalı işyerinden bildirilen çalışma bulunmadığı, davacının çalıştığını iddia ettiği … plakalı aracın 26.08.2002 – 12.11.2003 tarihleri arasında davalı adına tescilli bulunduğu, davacının … plakalı araç ile herhangi bir trafik cezası alıp almadığı hususundaki araştırmaya olumsuz cevap verildiği, yine araç odaya kayıtlı bulunmadığından bu aracın çalıştırıldığı durakların da tespit edilemediği, davacı tanıklarının da davalı yanındaki çalışmaları hakkında 2-3 yıl çalıştığını bildikleri dışında beyanda bulunmadıkları anlaşılmıştır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalı yanında geçtiğini iddia ettiği çalışmaları, hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacıdan çalıştığını beyan ettiği … plakalı araç ile davalı adına hangi duraklarda çalıştığı sorularak, bu duraklara komşu duraklar ile komşu ve yakın işyerlerinde aynı dönemlerde çalışan kayıtlı tanıkları dinleyerek toplanan deliller ışığında sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, yetersiz tanık beyanlarına dayanılarak eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan …’e iadesine 01/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.