Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/4800 E. 2013/7624 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4800
KARAR NO : 2013/7624
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; 7.7.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaşamını yitiren sigortalının haksahibi olan eş ve çocuğunun maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iş kazasında; davalılardan …’ın % 50, …’un ve … ’ın ayrı ayrı % 25 oranında kusurlu olduklarına ilişkin kusur bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, davacıların maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar … ile … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar murisinin, diğer davalılar ile birlikte hakkındaki dava tefrik edilen …’ın inşaatında boya işi yaptığı, boya işini davalılardan …’ın, …’dan aldığı, olay tarihinde davacılar murisinin asma iskeledeki platformda davalı … ile boya yaparken, asma iskeleyi taşıyan çelik halatın klemensten sıyrılarak boşa çıktığı, boşa çıkan taraftaki asma iskelenin ucunun aşağıya düşmesi neticesinde, düşen tarafta bulunan davacılar murisinin iskeleden düşüp öldüğü anlaşılmıştır.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Olayla ilgili olarak ceza yargılaması sırasında birden fazla kusur raporu alındığı, bu raporların birbirinden farklı olduğu, ceza davasındaki hükme esas alınan 1.7.2008 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; “davalılar … ile …’ın asli kusurlu, ölenin ve diğer davalıların kusurlu olmadıklarının” belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan 16.5.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise; “davalılardan …’ın % 50, …’un ve …’ın ayrı ayrı % 25 oranında kusurlu oldukları” görülmektedir. Ancak bu kusur oranı tespit edilirken davacılar murisi ile birlikte işçi olarak çalışan … ve …’ın hangi ihmali veya icrai hareketleri ile kusurlu olduklarının belirtilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; hükme esas alınan rapor ile ceza davasındaki hükme esas alınan raporun çelişkili olduğu, raporda; davacılar murisi ile birlikte işçi olarak çalışan … ve …’ın hangi ihmali veya icrai hareketleri ile kusurlu olduklarının belirtilmemesi karşısında raporun denetime elverişli olmadığı, Mahkeme ve Yargıtay’ın incelemesi ile hüküm kurmaya uygun olmadığı ortadadır.
Buna göre, kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.
Oysa, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
O halde, mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 16.5.2011 tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarıda açıklandığı biçimde yeniden inceletmek, verilen rapor; dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek, denetime elverişli, Mahkeme ve Yargıtay’ın incelemesi ile hüküm kurmaya uygun yeni bir rapor alarak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen 16.5.2011 tarihli kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar … ile …’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 16/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.