YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5652
KARAR NO : 2013/14534
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen ölüm aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının aldığı ölüm aylığını, 5510 sayılı Kanunun 56/2 fıkrası uyarınca iptal eden kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, 03/03/1998 kesinleşme tarihli ilam ile eski eşinden boşandığı, yaptığı başvuru sonucunda davalı kurum tarafından ölüm aylığına bağlandığı, yazılı ihbar üzerine başlatılan tahkikat sonucu düzenlenen 24/02/2010 tarihli kontrol memuru raporuna göre; davacının ve eski eşinin muhtarlık ve Nüfus Müdürlüğü kayıtlarında aynı yerleşim yerinde oturdukları ve çevre soruşturmasında birlikte yaşadıkları anlaşılmış, yargılama aşamasında mahkeme huzurunda dinlenen davacı tanığı …’nın, davacının 30 yıllık komşusu olduğunu, boşandıktan sonra da eski eşi ile aynı evde yaşamaya devam ettiklerini, ne zaman ve ne sebeple boşandıklarını bilmediğini, birlikte yaşama sebeplerinin, yatalak olan oğullarına birlikte refakat etmek olduğunu ifade ettiği; davacının da duruşmada sırasında, boşandığı eşi ile müşterek çocukları olup, dava devam ederken ölen oğlu Volkan’a yatalak olması nedeniyle tek başına bakamadığını, eski eşinden yardım aldığını, Volkan’a sırayla refakat ettiklerini ve onu birlikte hastaneye götürdüklerini beyan ettiği görülmüştür.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, denetim sırasında yapılan çevre soruşturmasında davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadığının tespit edilmesi, muhtarlık ve İlçe Nüfus Müdürlüğü kayıtlarındaki yerleşim yerlerinin aynı olması hususları ile mahkeme huzurunda dinlenen davacı ve davacı tanığı Hatice’nin beyanları da birlikte göz önüne alındığında; boşanma sonrasında da davacı ve eski eşinin aynı adreste birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup, 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.