YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5854
KARAR NO : 2013/10293
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş)Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan TKİ Genel Müdürlüğü ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davalılardan TKİ Genel Müdürlüğü vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 100.000,00 TL maddi tazminat ve 6.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; dava dilekçesinde iş kazası nedeniyle 100,00 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, 10.11.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 85.000,00 TL olarak artırıldığı, birleşen dosyada 10.11.2009 tarihli dava dilekçesi ile 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilinin talep edildiği, davacı vekilinin 26.01.2010 tarihli duruşmada davalı … hakkındaki davalarından feragat ettiklerini açıkça beyan ettiği anlaşılmaktadır.
1- Mahkemece, kısa kararda manevi tazminat istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesine rağmen, gerekçeli kararda, “ 6.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” denilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir.
Hakimin, son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa ki, 18.09.2012 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın çelişkili olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
2- Kabule göre ise:
Somut olayda; dava dilekçesi ile 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmesine ve 10.11.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 85.000,00 TL olarak artırılmasına rağmen mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat miktarı hatalı değerlendirilerek, 6100 sayılı HMK’nun 26.(HMUK 74. madde) maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı bir şekilde 100.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Davaya son veren taraf işlemlerinden biri feragattir. Davadan feragat davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı ile olur. Feragatin geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. Çünkü davacı davasından feragat etmekle, yalnız davasını geri almakla yetinmemekte, bilakis dava konusu yapmış olduğu haktan vazgeçmektedir. Davacının davasından feragat etmesi ile, dava konusu uyuşmazlık sona erer. Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile, davacı feragatten dönemez; feragati ile bağlıdır.
Somut olayda; davacı vekilinin 26.01.2010 tarihli duruşmada davalı … hakkındaki davalarından feragat ettiklerini açıkça beyan etmesine rağmen, mahkemece feragat beyanının değerlendirilmemesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 20/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.