Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/7212 E. 2013/13859 K. 27.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7212
KARAR NO : 2013/13859
KARAR TARİHİ : 27.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kesilen yetim aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle borçlu bulunmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının aldığı ölüm aylığını, 5510 sayılı Kanunun 56/2 fıkrası uyarınca iptal eden kurum işleminin iptali ve kesilen aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, 11/02/2011 kesinleşme tarihli ilam ile eski eşinden TMK.nun 166/3. fıkrası uyarınca anlaşmalı olarak boşandığı, 18/02/2011 tarihinde yaptığı başvuru sonucu davalı kurum tarafından kendisine ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmış, ihbar üzerine yapılan tahkikat sonucu düzenlenen 29/09/2011 tarihli kontrol memuru raporunda; çevre araştırmasında davacının, eşi ve çocukları ile birlikte yaşadığı, boşandığı eşin iki evli olup, arada bir diğer eşinin yanında kaldığı tespit edilmiş, davacının boşandığı eşi ile arasında husumet bulunan Yeni Mahalle muhtarı Altan Yılmaz; davacının, babasının maaşını almak için eşinden boşandığını, Yenimahalledeki evlerinde birlikte yaşamaya devam ettiklerini, eski eşin Gündoğdu Mahallesinde yaşayan … isimli bir hanımı daha olduğunu, ancak genellikle davacının yanında kaldığını beyan etmiş; …Mahallesi muhtarı …ise; …’in iki evli olduğunu, hanımı ….nin kendi
mahallesinde oturduğunu, diğer hanımının nerede yaşadığını bilmediğini, …’in mahalleye nadiren geldiğini, geldiğinde ise …’nin evinde kaldığını ifade etmiştir. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları, davacının evi ile boşandığı eşin annesinin evinin aynı avlu içinde bulunduğunu, eski eşin, annesini ve çocuklarını görmek için ara sıra eve geldiğini, ayrıca mahallede işlettiği kahvehaneye uğradığını, boşandıktan sonra daha öncesinde birlikte yaşadığı … ile resmen evlendiğini beyan etmişlerdir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, denetim sırasında yapılan çevre soruşturmasında elde edilen veriler, davacı ve boşandığı eşin Nüfus Müdürlüğü kayıtlarındaki yerleşim yerlerinde görevli muhtarların birbirini destekler nitelikteki beyanları ve davacı tanıklarının, davacının evi ile boşandığı eşin annesinin evinin aynı avlu içinde bulunduğuna, eski eşin, annesini ve çocuklarını görmek için ara sıra davacının yerleşim yerine geldiğine dair beyanları hayatın olağan akışına uygun bulunmadığından, söz konusu beyanların karara esas alınamayacağı hususu da göz önüne alındığında; davacı ve boşandığı eşinin boşandıktan sonra da aynı adreste eylemli olarak birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup, 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.