YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7981
KARAR NO : 2013/19660
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sağlık yardımının ve yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına, sağlık yardımından faydalandırılmasına ve borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre, davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 506 sayılı Yasa kapsamındaki yurt içi çalışmaları ile 3201 sayılı yasaya göre borçlandığı yurt dışı çalışmalarının birlikte değerlendirilmesi sonucu 01.02.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının, 01.04.2009 tarihinden itibaren SGDP tabi olarak yeniden çalışması nedeniyle yaşlılık aylığının aynı tarihte kesilerek yersiz ödemelerin iadesi istemine yönelik Kurum işleminin iptali ile kesildiği tarihten itibaren yaşlılık aylığının ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin önceki kararının davalı tarafça temyizi üzerine; Dairemizce, davacının 01.04.2009 tarihinden itibaren sosyal güvenlik destek primine tabi olarak yurt içinde çalışmaya başladığı belli bulunmasına göre, yaşlılık aylığının kesilmesi işleminin 5754 sayılı yasanın 79. Maddesi ile değişik 3201 sayıl yasanın 6/B maddesi yasaya uygun bulunduğu,
her ne kadar hüküm tarihinden sonra 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı yasanın 15. Maddesiyle 3201 sayılı yasanın 6/B maddesinde yeniden değişikliğe gidilerek 3201 sayılı yasadan yararlanılarak aylık bağlananlardan, Türkiye’de sigortalı çalışanlar bakımından 5510 sayılı Yasanın sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına yönelik hükümlerinin uygulanacağına dair düzenleme yapılmışsa, bu durum
dava tarihi itibarıyla Kurum işleminin yasaya uygunluğunu ortadan kaldırır nitelikte bulunmadığı, Davacının dava dilekçesinin yeniden aylık bağlanma istemi olarak değerlendirilerek, 5597 sayılı yasanın yürürlüğünü takip eden aybaşından itibaren davalı Kurumca her zaman kesilen aylığı yeniden bağlamasının mümkün bulunduğu belirtilmek suretiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Yaşlılık aylığının kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali istemli davanın reddine, 5997 sayılı Yasanın yürürlük tarihi dikkate alınarak 01.07.2010 tarihinden itibaren yeniden aylık bağlanmasının tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Kurum işleminin iptaline yönelik istemin reddi isabetlidir. Ancak 01.07.2010 tarihinden itibaren kesilen aylığı yeniden bağlanmasına ilişkin hükmün dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yasal düzenlemeden kaynaklandığı göz ardı edilerek, davalı tarafın yargılama giderlerine ve bu arada avukatlık ücretine mahkûm edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2. Bendinin tümüyle silinerek yerine;
“2-Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan, alınması gereken harçtan, peşin harcın mahsubuyla 5,55-TL ilam harcının davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan başvurma ve peşin harç olmak üzere yatırılan toplam 31,20-TL harç gideri ile yargılama nedeniyle davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan bölümü ile davalı tarafça yatırılan gider avansının taraflara iadesine,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalı yararına 1.200,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan davalıya verilmesine,
Dava tarihinde Kurum işleminin hukuka uygun bulunmasına, davanın kısmen kabulünün dava açıldıktan sonra yapılan yasal değişiklikten kaynaklanmasına göre, davacı yararına avukatlık ücreti verilmesine yer olmadığına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 05.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.