Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/8547 E. 2013/18701 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8547
KARAR NO : 2013/18701
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisi, meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalı vekilinin tüm,davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe; meslek hastalığına bağlı olarak %86,7 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kalan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece,bozma kapsamı dışında kalıp kesinleşmekle manevi tazminat davası bakımından karar varelmesine yen olmadığına, 40.136,62TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
1.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.”hükmüne yer verilmiştir.
Adalet Komisyonu’nun 55. madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”
Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”.Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Somut olayda Mahkeme her nekadar Diremizin 22.05.2012 tarihli bozma ilamı doğrultusunda davacı …’un maddi zararının hesaplanması sırasında Kurumca bildirilen 57.976,91TL’lik fiili ödeme miktarınının toplan hesaplanan tazminattan mahsup edildiği hesap raporuna itimat ederek hüküm kurmuşsa da hesap raporunda izlenen bu yöntemyukarıda açıklanan nedenlerle doğru görülmemiştir. Şöyle ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun yü rürlüğe girmesiyle artık Kurum tahsislerinden rücüya tabi olanları hesaplanan tazminattan mahsup edilebilecektir. Rücüyu tabi Kurum tahsisi ise sigortalının kusuruna isabet eden Kurum tahsisinin toplam tapsisten indirilmesi ile ortaya çıkarılacak bir değerdir.
Tüm bu açıklamalardan olarak Dairemizin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun değişikliğinden önceki uygulaması dikkate alınarak Kurum tahsislerinin rücuya tabi kısmı yerine tamamının hesaplanan tazminattan indirilmesi suretiyle neticeye varan hesap raporuna itibar edilmesi doğru görülmemiştir.
Yapılacak iş, davacı sigortalının maddi zararı noktasında asgari ücret artış oranlarındaki değişiklikler de göz önüne alınarak yeniden hesaplama yaptırmak, hesaplanan maddi zarardan Kurumun sigortalıya ölüm tarihi olan 11.10.2010 tarihine kadar yaptığı fiili ödemeler tutarı olan 57.976,91TL’nin sigortalı kusuruna denk gelen kısmını düşmek, böylelikle belirlenecek olan Kurum tahsi kısmını hesaplanacak maddi tazminattan tenzil ederek tüm delilleri bir arada değerlendirip neticesine göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine,
21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.