Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/9754 E. 2013/15657 K. 10.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9754
KARAR NO : 2013/15657
KARAR TARİHİ : 10.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Bağ-Kur hizmet süreleri birleştirilmeksizin SSK yönünden emekli aylığına hak kazanmış olduğu ve 01/04/1999 tarihinden itibaren emekli aylığının bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 01.02.1984 – 24.02.2006 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu da kabul edilerek, 27.02.2010 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.02.1984 – 31.12.1991, 31.12.1991 – 31.12.1997, 01.07.2005 – 24.02.2006 tarihleri arasında ve 01.03.2006 tarihinden beri devam eden vergi kaydı, 06.02.1984 – 14.07.2005 tarihleri arasında oda kaydı, 16.02.1984 – 08.08.2005, 23.12.2005 – 27.02.2006 tarihleri arasında ve 12.11.2007 tarihinden beri devam eden sicil kaydı bulunduğu, davacının vergi kaydı nedeni ile 1479 sayılı Yasa kapsamında tescil edildiği ve davalı Kurum tarafından bu Yasa kapsamında 01.02.1984 – 24.02.2006 ve 06.09.2006 – 25.09.2009 tarihleri arasında sigortalı kabul edildiği, davacının 27.02.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, ancak davalı Kurum tarafından prim borcu bulunması nedeni ile tahsis talebinin reddedildiği, dosyada mevcut hizmet cetvelinden davacının; 01.10.1981 – 25.05.1983, 22.02.2006 – 03.03.2006, 04.03.2006 – 05.09.2006 ve 01.11.2006 – 26.02.2010 tarihleri arasında SSK’lı çalışmaları bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; davacının, 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı ile 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının 06.09.2006 tarihinde çakışması nedeniyle hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağı noktasında toplanmaktadır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam eden sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre; bir kimsenin 506 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan Yasa’nın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı
şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin 1479 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Aynı şekilde; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 53/1 maddesinde; “Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tâbi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı” bildirilmiştir. 03.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasanın 33 maddesi ile değiştirilen ve 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasa’nın sigortalılık hallerinin birleşmesi başlıklı 53/1 maddesinde ise “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çakışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı” belirtilmiş ve aynı yasanın Geçici 33 maddesinde ise “Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz ” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda; davacının 22.02.2006 tarihinde başlayan 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmasının, 05.09.2006 tarihinde sona erdiği, daha sonra 01.11.2006 tarihinde başladığı, ancak bu arada 01.03.2006 tarihinde vergi kaydının başladığı ve devam ettiği, bu itibarla da 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışma döneminin sona erdiği 06.09.2006 tarihinden itibaren davacının, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılması gerektiği göz ardı edilerek, hatalı değerlendirme sonucu, davacının bu dönemdeki baskın çalışmasının 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışma olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; önceden gelen sigortalılığa öncelik tanınacağı göz önünde bulundurularak, davacının 06.09.2006 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu dikkate alınarak, yaşlılık aylığı koşullarını yeniden değerlendirmek ve varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.