Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2014/14636 E. 2014/21920 K. 30.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14636
KARAR NO : 2014/21920
KARAR TARİHİ : 30.10.2014

MAHKEMESİ : Bursa 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 25/11/2013
NUMARASI : 2011/169-2013/712

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası sonucu vefat eden muris G. E. mirasçılarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile;davacı eş için 50.000,00 TL , çocuklar için 15.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Olay iş kazası olup, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir )
Somut olayda, davacıların murisi G. E., davalı O.. Y..’a ait işyerinde çalışırken diğer davalı M.. K..’a ait binaya güneş enerjisi sistemi takıldıktan sonra elektrik akımına kapılarak düşmeye bağlı travmanında etkisi ile 10.12.2011 tarihinde vefat etmiştir.
Hükme esas alınan üç kişilik İşgüvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi raporuna göre, olayda çalışılan bölgede gerekli eğitimi vermeyen yüksek gerilim akımına karşı gerekli önlemi almayan ve işçilerin çalışma şeklini denetlemeyen işveren davalı O.. Y..’ın %40,yüksek gerilim hattını işe başlamadan fark eden ancak gerekli dikkat ve özeni göstermeyen işçi G. E.’in %20, bina sahibi M.. K..’ın ise binanın üzerine yeni kat inşa ederken U. bilgilendirmemesi ve söz konusu hattın emniyet mesafelerinin dışına taşırarak tehlike arz eden bir durum yaratması sebebi ile %20,kazanın meydan gelmesinde enerji hattının periyodik bakımını yapmayan U. ın %20 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi tarafından hazırlanan iş kazası raporunda ,kusurun %50 sinin ölen işçi G. E.’e,%25 inin U.’a ,%25’inin davalı O.. Y..’a ait olduğunun belirtildiği, Asliye ceza dosyasında alınan kusur raporuna göre ise :ölen işçinin (1/8) oranında tali ,davalı M.. K.. ve Ş.K.’ın (1/8) oranında tali ,işveren O.. Y..ın (3/8) oranında asli,sorumluluğunda olan hatların işletilmesi sırasında yeterli yoklama ve bakımları yapmayan Fiber Elektrik ltd şti ile denetim görevini yerine getirmeyen U.ın (3/8) asli kusurlu olduklarının belirtildiği .anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan 20.6.2013 tarihli bilirkişi raporu ile Asliye Ceza dosyasında alınan kusur raporu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi tarafından hazırlanan iş kazası raporunda kusurun aidiyeti ve dağılımına dair açık çelişki bulunmaktadır. Konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan bu çelişkiyi gideren, davacının yaşı, meslek tecrübesi ve eğitim durumu da gözetilerek oluşa uygun kusur raporu alınmadan 20.6.2013 tarihli bilirkişi raporunun uzlaştırıcı olduğu kabul edilerek bu raporda belirlenen kusur oranlarının hükme esas alınması yerinde değildir.
Yapılacak iş, öncelikle Bursa 6.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/636 Esas sayılı dosyasının onaylı örneğinin temin edilerek, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, İş Kanunu’nun 77. maddesi ve tüzük hükümleri göz önünde tutularak yöntemince rapor alınmak suretiyle olayda işverenin ve işçinin yada şahsi kusurları olanlar varsa onlarında kusur oranlarını saptamak ve alınan raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde sair yönler incelenmeksizin davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 30.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.