YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10391
KARAR NO : 2016/6884
KARAR TARİHİ : 18.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, sigortalılık hizmet süresinin tespiti ile primlerin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 01.08.2009-22.06.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “davacının, davalı işverene ait evde/ işyerinde 01.08.2009- 22.06.2011 tarihleri arasında Kurum’a bildirilen süreler dışında kalan ve toplam 597 gün süreyle hizmet akdine dayalı olarak ve asgari ücretle çalıştığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine”, karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya ait hizmet cetvelinde ihtilaf konusu dönem içerisinde dava dışı 1130094.48 sicil numaralı ve Evren Peksel ünvanlı işyerince 07.10.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 85 günlük davacı adına hizmet bildiriminde bulunulduğu, davalı işyerince Kurum’a herhangi bir sigortalılık bildiriminde bulunulmadığı, davalı işyerinin özel konutta bekçilik faaliyetinden dolayı 11/07/2011 tarihinde Kanun kapsamına alınmış olduğu, davalı işyerinin ihtilaf konusu olmayan bu tarih ve sonrası tek sigortalı çalışanın … olarak kayıtlı olduğu, davacının eşine ait banka hesap dökümünde 23.06.2009-22.06.2011 tarihleri arasında her ay düzenli olarak UBS AG Zurich açıklama notlu hesaba para yatırıldığının görüldüğü, davalıya ait olduğu iddia olunan el yazısı ile konut içerisinde yapılacak işlere ilişkin talimatları içeren belgenin dosyaya sunulduğu, davacı tarafından konutun adresini gösterir fatura ödemeleri ile havuz bakım irsaliyesi, petrol sipariş fişi-teslim belgesi ile yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı ile davalı taraf tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık somut olayda davacı ile davalı … arasında villa ev işleri ve bahçe işlerinde çalışma konusunda hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığı, fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Gerçekten davalıya ait meskenin ihtilaf konusu dönemde Kanun kapsamına alınabilecek nitelikte faal olup olmadığının ve yapılan hizmetin tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği hususunun belirlenebilmesi açısından davalı …’in mülkiyetinde bulunduğu iddia olunan konuta ait tapu kaydı, yapı kullanım izin belgesi, davalıya ait elektrik,su abonelik kayıt bilgilerinin ilgili birimlerden getirtilmeden, fiili çalışma olgusu her türlü şüpheden uzak bir şekilde araştırılmadan yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan; Mahkemece duruşmalarda beyanınına başvurulan tanıkların yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtilen tanık niteliğinde olmadığı ve buna göre Mahkemece karar altına alınan şekilde çalışmanın kanıtlanamadığı ortadır.
Yapılacak iş; davalı meskenin 2009-2011 yılları arasında ev işleri, bekçilik faaliyetinden dolayı tescil kapsamına alınabilecek nitelikte olup olmadığının belirlenebilmesi açısından taşınmaza ait tapu kaydını, yapı kullanım izin belgesi, davalıya ait elektrik ve su abonelik kayıt bilgilerini ilgili birimlerden getirtmek, duruşmalarda beyanına başvurulan tanık beyanlarının hüküm kurmaya elverişsiz olması nedeniyle davacının eşinin, davalı meskene komşu mesken sahiplerinin, bulunması halinde işyerleri sahiplerinin veya bunların tam zamanlı sigortalı olarak çalışanlarının, davalı meskenin bulunduğu yer mahalle muhtar ve azalarının yapılacak zabıta araştırması ile belirlenerek bunlardan re’sen tanık olarak tespit edilenlerin beyanları ile ihtilaf konusu olmayan dönemde davalı işyerinde çalıştığı Kurum tarafından tespit olunan sigortalı çalışanın beyanına gerekmesi halinde taşınmaz mahâlde keşif yapmak suretiyle başvurmak ve part-time çalışma olgusu da değerlendirilerek davanın nitelik itibariyle kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle araştırmayı genişletmek, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum ve davalı işyeri vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan …’e iadesine 18/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.