Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/11016 E. 2016/7034 K. 19.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11016
KARAR NO : 2016/7034
KARAR TARİHİ : 19.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 29.09.2010 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin tazminat istemlerine istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat talepleri yönünden; davacı (müteveffanın eşi) … için 30.911,58-TL, davacı (müteveffanın kızı) küçük … için ise 7.320,53-TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 29.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Makina Ltd. Şti.’den alınarak davacılara ödenmesine, davacılar … (müteveffanın babası), … (müteveffanın annesi), … (müteveffanın kardeşi), Hasan Yılmaz (müteveffanın kardeşi), … (müteveffanın kardeşi) ve …’ın ( müteveffanın kardeşi) açtığı maddi tazminat davalarının reddine, manevi tazminat talepleri yönünden; davacı … için 30.000,00-TL, davacı … için 25.000,00-TL, davacı … ve … için ayrı ayrı 8.000,00’erTL, … ve … ve … için ayrı ayrı 2.000,00’erTL, davacı Hasan Yılmaz için ise 3.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 29.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Makina Ltd Şti.’den alınarak davacılara ödenmesine, davalı … aleyhinde açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilirmiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle asıl işveren-alt işveren kavramlarının açıklanması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 2.maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu’nun 2.maddesinin 7.fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun’un 12/6.maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun’un 2/7.maddesi ile işçilerin İş Kanunu’ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun’un 12/6.maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu “müteselsil sorumluluktur”. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu’nun 2.maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Buraya kadar yapılan açıklamalar sonrasında somut olaya geldiğimizde davalı … Gen Müd.’nün bir sözleşme ile kendisine ait işletmedeki bant yollarının temizlenmesi işini davalı … Makine İnş. San. Nak. Ltd. Şti.’ne verildiği, davacılar murisinin davalı … Makine İnş. San. Nak. Ltd. Şti. işçisi olarak temizlik işlerinde çalıştırılmak üzere kazanın meydana geldiği iş yerinde bulunduğu hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Tartışma davalı … Gen Müd.’nün eldeki davada asıl işveren niteliğine sahip olup olmadığı ve giderek hüküm altına alınan tazminatlardan bu davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı hususlarında toplanmaktadır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bir iş yerinde işverenin kendisine ait asli işlerini bir sözleşme ile başka işverenlere yaptırması söz konusu ise burada işini devreden ile bu işi yüklenen işveren arasında asıl-alt işveren ilişkisinin doğacağı tartışmasızdır. Eldeki davada da davalı … Gen Müd. ile davalı … Makine İnş. San. Nak. Ltd. Şti. arasında tam olarak bu ilişki yani asıl-alt işveren ilişkisi mevcuttur. Zira davalı … Gen Müdürlüğü kendisine ait işletmedeki asli işlerinden olan bant yollarının temizlenmesi işini bir sözleşme ile diğer davalı … Makine İnş. San. Nak. Ltd. Şti.’ne devretmiş olup bu haliyle adı geçen davalılar arasındaki ilişki asıl-alt işveren ilişkisidir. Davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin mevcudiyeti halinde ise asıl işverenin(kusursuz sorumluluğu kapsamında) bir olayda kusuru bulunmasa bile alt işverenin kusurundan ötürü müteselsil sorumluluğunun bulunacağı izahtan varestedir.
Bunun yanında 6100 Sayılı H.M.K.’nın 26.maddesi kapsamında mahkemeler taleple bağlılık kuralına göre davacıların talep sonuçları ile bağlı olup ondan daha fazlasına karar veremezler. İnceleme konusu olayda davacı anne, baba ve kardeşlerin maddi tazminat taleplerinin bulunmadığı açık olup bu davacılar bakımından maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu ortadadır.
Bu kapsamda Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, dava … Genel Müdürlüğünün asıl işverenlik sıfatını ve bu kapsamda hüküm altına alınacak tazminatlardan kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu göz önüne almak yine davacı anne, baba ve kardeşlerin maddi tazminat taleplerinin bulunmadığını karar yerinde gözeterek üm delilleri bir arada değerlendirip yeniden bir karar vermekten ibarettir.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Mahkemenin kabul ve uygulaması bakımından ise aleyhlerine bir hüküm kurulmamakla birlikte 12.03.2015 tarihli karar başlığında haklarında dava açılmamış olan …, …, … ile … isimlerinin davalı olarak belirtilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılar’a iadesine
19.04.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.Başkan