YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11111
KARAR NO : 2016/7548
KARAR TARİHİ : 28.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15/06/1986-02/06/2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan … vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı Belediyede park-bahçe işlerinde 15.6.1986 ile 2.6.2002 tarihleri arasında çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.2000-02.06.2002 tarihleri arasında çalıştığına karar verilmiş ise de varılan bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun’un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenmeli, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun m.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Yasa’nın 3/B-D maddeleri ile 5510 sayılı Yasa’nın 6/a-c maddelerinde de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmetin tespitine karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına 3.6.2002 tarihinde işe başladığına dair bildirgenin davalı Belediye tarafından Kuruma verildiği, adına 102 gün kısmi bildirim yapıldığı, ancak davacının talep ettiği dönemde farklı işyerleri numarası ile birçok işyerinden adına kısmi bildirim yapıldığı ve bu işyerlerinin sicil numaralarının araştırılmadığı, davalı belediyeden davacının iddia ettiği temizlik-park-bahçe işlerini ihale eli yaptırıp yaptırılmadığının sorulmadığı, bu işlerin ihaleye verilmesi halinde ihale alan işyerlerinin unvanlarının belirlenmediği, davalı belediye ve ihaleyi alan şirketlerin kanun kapsamında olup olmadığının araştırılmadığı, davalı Belediye’nin arşivlerinin düzensiz olması nedeniyle bir kısım bordroları dosyaya göndermediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; mahkemece yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; öncelikle davalı Belediyenin park-bahçe-temizlik işlerini ihale aracılığıyla başka işverenlere yaptırıp yaptırmadığını sormak, eğer ihale ile yaptırıyorsa ihale evraklarını isteyerek ihale evraklarında şirketlere verilen işlerin tarihi netleştirilerek bu dönemler için ihaleyi alan şirketleri davaya dahil etmek, ihale dışında kalan dönemlerde Belediye’yi işveren olarak kabul etmek, ihale kapsamında ne tür bir işin üstlenildiği açıkça sorularak, davacının ücret ödeme konusunun aydınlığa kavuşturulması için gerek belediyeden gerek ihaleyi alan şirketlerden ücret bordroları ile ilgili belgeler istenerek ve Belediyenin resmi kurum olması sebebiyle belgelere dayalı ücret ödemesi dışında çalışma olamayacağı değerlendirilip, davacıya ücret ödemesi olmayan dönemlerde resmi Kurum olan Belediyenin sorumlu tutulması mümkün olmadığından, talep edilen dönemde ücret ödemelerinin kim tarafından yapıldığını açıklığa kavuşturarak, Belediye’de çalışan sorumlu kişilerin beyanlarına başvurarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine
28/04/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.