Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/12314 E. 2016/7440 K. 26.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12314
KARAR NO : 2016/7440
KARAR TARİHİ : 26.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 28.11.2013 tarihli iş kazasında yaşamını yitiren İsmail Kolaylı’nın hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemenin “iş mahkemesi sıfatıyla” verdiği kararda davalı kurumun yargılama konusu olayda kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İşbu dosyada davacılar yakını İsmail’in vefatı ile neticelenen zararlandırıcı olayın 5510 sayılı yasanın 13. maddesinde tanımını bulan iş kazası olduğu, kazalı işçinin dava dışı …’un çalışanı iken yargılama konusu olayın meydana geldiği, davalı Medaş ile davacılar murisi arasında işçi-işveren ilişkisi(hizmet akdi ilişkisi) bulunmadığı hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Tartışma kazalı ile davalı arasında hizmet akdi ilişkisinin bulunmamasına göre görevli mahkemenin hangisi olacağının belirlenmesinde toplanmaktadır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez yahut değiştirilemez. Taraflarca ileri sürülmese bilme mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir. Anılan maddede; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur. a)Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b)Uyuşmazlık iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan kaynaklanmalıdır.
Somut olayda yukarıda da değinildiği üzere davacılar yakını kazalı ile davalı Medaş arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla davalı Medaş, kazalı işçinin işvereni değildir. Bu hali ile davalı Medaş’a yönelik işbu dava; B.K.49.maddesinden kaynaklanan haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın giderilmesine yönelik bir dava olup ortada İş Kanunundan kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın iş akdinden veya İş Kanunundan doğmadığı giderek davada yukarıda sözü geçen yasanın 1.maddenin öngördüğü koşulların oluşmadığı bellidir. Öte yandan, zararlandırıcı olayın iş kazası olması görevli mahkemenin belirlenmesi için tek başına yeterli olmayıp 5521 sayılı Yasanın 1.maddesinin ön gördüğü koşulların da ayrıca olayda gerçekleşmesi gereklidir. Bu kapsamda eldeki davada iş mahkemelerinin görevli olmadığı gözetilmeden “iş mahkemesi sıfatıyla” yargılamanın neticelendirilip davanın esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu açıktır.

O halde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve karar bozulmalıdır
SONUÇ: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 26.04.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.