Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/12699 E. 2016/6409 K. 11.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12699
KARAR NO : 2016/6409
KARAR TARİHİ : 11.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kesilen maluliyet aylığının yeniden bağlanmasına, maluliyet oranının 2/3’den fazla olduğunun tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerice temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının maluliyetinin tespiti ile kesilen maluliyet aylığının kaldığı yerden devamı, aksine olan Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme tarafından, davacının malul sayılmayacağının tespiti ile 16/05/2001 tarihinden itibaren 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan maluliyet tespit işlemleri yönetmeliği ek-1 bölüm maddesi kapsamında davacının kök hücre nakli nedeniyle 24 ay malul sayılması gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
Dosyada bulunan kayıt ve belgelerden; 17.10.2002 tarihli Kurum Sağlık Kurul Kararı ile maluliyeti kabul edilmiş olan davacının, Fakültesi Hastanesinin 06.01.2004 tarihli Epikrizinde hastanın klinik ve hematolojik olarak remisyonda olduğu tespit edildiğinden, 13.02.2004 tarihli Kurum Sağlık Kurulu Kararı ile maluliyet halinin 06.01.2004 tarihinden itibaren reddine karar verildiği ancak aylığının kesilmesinin sehven unutulduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Bursa İl Müdürlüğünün 10.06.2010 tarihli davacıya hitaben yazısı ile maluliyet aylığının 06.01.2004 tarihinde kesilmesi gerekirken sehven kesilmediğinin tespit edilerek Haziran 2010 tarihinde kesildiği, 06.01.2004 tarihinden buyana almış olduğu aylıklar ve sağlık giderlerinin tahsili yoluna gidileceğinin bildirildiği, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 07.03.2012 karar tarihli raporunda, davacının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmemiş olduğundan malul sayılamayacağına karar verildiği, Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulunun 06.02.2013 tarihli raporunda, davacının beden çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmemiş olduğundan malul sayılamayacağının mütalaa edildiği, aynı Kurulun 26.03.2014 tarihli raporunda ise, kişinin tanı konulduğu 16/05/2001 tarihinden 28/02/2003 tarihine kadarki dönemde çalışma gücünün %60’ını kaybetmiş olduğu, malul sayılması gerektiği, halihazır durumunda ise remisyonda olması nedeniyle çalışma gücünün %60’ını kaybetmemiş olduğu ve malul sayılamayacağının belirtildiği, Adli Tıp Genel Kurulu’nun 18.12.2014 tarihli raporunda, davacının halihazırda çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmemiş olduğundan malul sayılmaması gerektiği, 16.05.2001 tarihinden itibaren aynı yönetmelik hükümlerine göre tanı ve kök hücre nakli nedeniyle 24 (yirmidört) ay malul sayılması gerektiği şeklinde karar verildiği, anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 6111 sayılı Yasa’nın 44.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasa’nın“Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96. maddesinde;
“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemelerin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, davacı davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini amaçlamış olup, bu husus gözetilerek 5510 sayılı Kanunun 96/b maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitini de amaçlamış olması karşısında, hatalı işlemi ile aylık ödemeye devam eden Kurumun 5510 sayılı Kanunun 96/b maddesi gereğince, öğrenme tarihinden geriye doğru (5) yıllık süre olan 10.06.2010-10.06.2005 tarihleri arasında davacıya ödenen yersiz ödemeleri talep edebileceği gözetilerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflaran davacıya iadesine, 11.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MG