YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12700
KARAR NO : 2016/6404
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitiyle sigorta başlangıç tarihinin 01.03.2005 olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının murisinin davalı işyerinde 01.03.2005 – 31.08.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece “davanın kabulüne, davacının ölen eşi … davalı …’nin işyerinde 01.03.2005 – 31.08.2005 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle sürekli çalıştığının tespitine” karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenmeli, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmetin tespitine karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacının ölen eşinin SSK ve Bağ-Kur kapsamında kayıt ve tescili olmadığı, Kurum tarafından davalı işverenin iki adet işyeri kaydının olduğu ancak 2005 yılında sigortalı işçi çalıştırmadığının bildirildiği, davalı işverenin inşaat malzemesi montaj mahiyetindeki ilk işyerinin 15.04.2004-31.12.2004 tarihleri arasında, inşaat montaj ve pazarlama mahiyetindeki ikinci işyerinin ise 06.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, Samsun Vergi Dairesinin 14.09.2012 tarihli yazısında; davalı işverenin inşaat malzemeleri montaj işinden 18.03.2004 – 31.12.2004 ve 01.01.2009 – 31.12.2009 tarihleri arasında mükellef olduğunun bildirildiği, 25.11.2014 tarihli emniyet araştırmasında dava konusu dönemde davacının işyerinde çalıştığını bilen kimsenin olmadığının tespit edildiği, davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği, bilirkişi raporu alındığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, dava konusu dönemde davalı işverene ait işyeri olup olmadığı hususu hiç bir tereddüte yer vermeyecek şekilde aydınlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Hizmet akdinin oluşabilmesi için işyerinin varlığı öncelikli koşul olduğundan yapılacak iş; davalı işverenin nizalı dönemde vergi kaydının ve 506 sayılı Kanun kapsamında işyerinin olmaması karşısında, davacıya ölen eşinin davalıya ait işyerinin hangi inşaatlarında çalıştığını açıklattırmak, davacının eşi hangi inşaatta çalışmış ise belediyeden sorarak ve zabıta marifetiyle bu inşaatı araştırıp Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan işyeri tescil belgelerini getirtmek, işyerinin varlığını netleştirdikten sonra işin esasına girerek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.