YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12896
KARAR NO : 2016/7563
KARAR TARİHİ : 28.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılığını ve almakta olduğu yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptaline, almış olduğu aylıklardan ve sağlık giderinden dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, tüm haklarının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının sigorta acenteliğinde 01.03.2009-08.03.2010 tarihleri arasında geçen çalışmalarının fiili olmadığı gerekçesi ile iptal eden Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, tanık beyanlarına dayanılarak davanın kabulü ile yazılı şekilde karar verilmişse de, varılan sonuç hatalı olmuştur.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacının 01.03.2009-08.03.2010 tarihleri arasında şyerinden bildirilmiş hizmetlerinin bulunduğu, işyerinin yetkili acentesi olduğu, davalı Kurumun 29.12.2010 tarihli denetimi sonucu, işyerinden 10-20 kişinin isminin bildirildiği, büroda 2-3 masanın olduğu, 10-20 kişinin 2-3 masada çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve sigorta elemanlarının tarafından açılan eğitiminden geçerek poliçelere imza atmaya yetkili hale geldikleri ancak davacının da içindeki bulunduğu çok sayıda kişinin bu tür belgelere sahip olmadığı gerekçeleri ile 2009 ve 2010 yıllarındaki tüm sigortalıların çalışmalarının iptal edildiği, tanık dinlenildiği ve tanık beyanları doğrultusunda sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının çalışmasının geçtiği işyerinin sigorta acentesi olması ve işlerin yazılı belgeler üzerinden yürütüldüğü hususları gözardı edilerek sırf tanık beyanları ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; işyerinin ticari kayıtları alınıp, davacının nizalı dönemde sigorta poliçelerinde imzasının olup olmadığı tespit edilmeli, giderek davacıya poliçe düzenlerken şirketin amacını gerçekleştirmeye yönelik işveren tarafından verilmiş vekaletnamenin bulunup bulunmadığı hususları araştırılmalı gerekirse bilirkişiden rapor alınmak sureti ile işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapılmalı ve bu tür davaların yazılı belgeye dayanması asıl olup sırf tanık sözleri ile sonuca gidilmesi hatalı olacağından, yazılı tüm deliller toplandıktan sohnra çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.