Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/12973 E. 2016/5912 K. 04.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12973
KARAR NO : 2016/5912
KARAR TARİHİ : 04.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitiyle, sigorta başlangıcının 15/07/1994 olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı taraf vekillerinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine;
2-Dava, davacının davalı işveren nezdinde 15/07/1994-15/01/1998 tarihleri arasında çalıştığının tespiti ile sigortalılık başlangıç tarihinin 15/07/1994 tarihi olarak tespitinin istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile “davacının dönemin asgari ücreti ile, iş sözleşmesine bağlı olarak, işçi sıfatıyla, 15/07/1995-15/01/1998 arası davalı gerçek kişi nezdinde, 506 sayılı yasa kapsamında Kuruma bildirilmeyen çalışmasının bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine” şeklinde karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda davalı işyerinin 15/07/1995 tarihinden önce de faal ve 506 sayılı Yasa kapsamına alınabilecek nitelikte olup olmadığının tespiti konusunda, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.

Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; 15/07/1995 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, davalı işyerinin 15/07/1995-30/11/2010 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, davalı işyerine ait ihtilaf konusu dönem bordrosunda Temmuz 1995 ve Ağustos 1995 dönemlerinde davacı adına 15 günlük hizmetin bildirilmiş olduğu, davalı işyerince düzenlenmiş olan işe başlama bildiriminin matbu 1995 yılına ait form olduğu, ancak Kurum kayıtlarına intikal edip etmediğinin anlaşılamadığı, 1995/7. ve 8. aylarına ilişkin olarak düzenlenen prim tahakkuk ve tahsilat makbuzlarının davacı tarafından dosyaya ibraz olunduğu, duruşmalarda davacı, davalı ve kamu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda Mahkemece tül perde dikimi faaliyetinin yürütüldüğü davalı işyerinin Kanun kapsamına alınma tarihinden öncesinde de faal olup olmadığı hususunun hiç bir tereddüte yer vermeyecek şekilde aydınlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Hizmet akdinin oluşabilmesi için işyerinin varlığı öncelikli koşul olduğundan yapılacak iş; davalı işyerinin Kanun kapsamına alındığı tarih olan (15/07/1995) tarihinden öncesinde de işyerinin faal ve kapsama alınabilecek nitelikte olup olmadığını işyerine ait vergi kaydı, elektrik, su faturaları ile araştırmak, Belediye, zabıta aracılığıyla davalı işyerinin hangi tarihlerde faal olduğunu belirlemek ve tüm delilleri birlikte değerlendirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davacı ve davalılardan …’e iadesine, 04/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.