Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/12977 E. 2016/6122 K. 07.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12977
KARAR NO : 2016/6122
KARAR TARİHİ : 07.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, pirimlerini ödediği 16 aylık hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının primi ödenen 06.03.1984-03.07.1985 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının primi tahsil edilmiş olan 06.03.1984-03.07.1985 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabul edilmesine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 26.11.1986 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden işe giriş bildirgesi uyarınca 06.03.1984 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu … sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, vergi kaydına istinaden davacının 06.03.1984-31.05.1992 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı kabul edildiği, davacının 1991,1992,2001,2003 ve 2013 yıllarında prim ödemesinin bulunduğu, 03.07.1985-31.05.1992 tarihleri arasında vergi kaydının, 20.07.1985-29.08.2001 tarihleri arasında ise oda ve sicil kaydının bulunduğu, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunması üzerine kurum davacının sigortalılık başlangıcının 03.07.1985 olması gerekirken 06.03.1984 olarak tescil edildiğini farkettiği ve hatasını düzelterek davacının sigortalılık başlangıcını 03.07.1985 tarihi olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Kurumun hatalı işleminin olduğu açıktır. Ancak davacının bu döneme ilişkin ne düzenli prim ödemesi ne de icra veya af yasaları kapsamında yaptığı bir prim ödemesi mevcuttur. Davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyi niyetten uzaktır. Yargıtay H.G.K.’nun 01.10.1997 gün, 1997/10-578 E., 1997/758 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; davacının, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primi alınan süreler bakımından zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekir.

Öte yandan Dairemizin istikrar gösteren içtihatlarına göre davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı dönem için davacının hatalı işlemi sonucu geriye yönelik prim yatırması yararına kazanılmış hak oluşturmaz. Ancak, fazla prim ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilebilir. Y.H.G.K’nun 20.11.2002 gün ve 21/892-990 sayılı kararları da bu yöndedir.
Yapılacak iş, nizalı dönemde davacının zorunlu sigortalılk koşulları taşımadığından ve bu döneme ilişkin düzenli ödemesi de bulunmadığından davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.