YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13731
KARAR NO : 2016/6418
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 17/09/2002-11/01/2010 tarihleri arası davalı işverenler nezdinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı olduğu şekilde istemin reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri gereği bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de, çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı beyanında, davalıların ev hizmetlerinde çalıştığını iddia ettiği, davacı adına davalılar tarafından işe giriş bildirgesinin verilmediği, herhangi bir bildirim yapılmadığı, işyerinin tescilsiz olduğu, davacı tarafından gösterilen tanıklardan Zekiye ve Hayri beyanlarında, davacının kardeşi olduklarını, 2002-2010 arası davalılar nezdinde kesintisiz çalıştığını, diğer tanık Kemal ise, ara sıra davalıların evinde cam silme işini yaptığını davacıyı temizlik yaparken gördüğünü, sürekli gelip gelmediğini bilmediğini belirttikleri, davalılar tarafından gösterilen tanıklardan Makbule beyanında, dört yıl kadar davalıların çocuğuna baktığını, kendisinin çalıştığı dönemde davacının bulunmadığını, davacıyı çok uzun süre sonra gördöğünü, diğer tanık Meral ise, ayrı apartmanda oturduğunu, davacının ara sıra geldiğini sürekli gelmediğini beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalıların oturduğu apartmandaki komşuları ile apartmanın kapıcı, kaloriferci ve güvenlik görevlisi gibi kişilerin tespit edilip beyanları alınmadan, tanık beyanları arasında oluşan çelişkiler giderilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; uyuşmazlık konusu dönemde davalıların ikamet ettiği apartmandaki komşuları ile ilgili apartman veya sitenin kapıcı, kaloriferci veya güvenlik görevlisi gibi çalışan kişileri tespit edip beyanlarına başvurmak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
11/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.