Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/13909 E. 2016/7862 K. 03.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13909
KARAR NO : 2016/7862
KARAR TARİHİ : 03.05.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

A) Davalı …’in temyizi bakımından yapılan incelemede;
Bu davalıya 09.04.2015 tarihinde tebliğ olunan karar, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Somut olayda davalı … temyizi ise 14.05.2015 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi geçmiştir.
O halde, 1.6.1990 Tarih ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da göz önünde tutularak … temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
B) Davalı …. vekilinin temyizi akımından yapılan incelemede ise;
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici sebeplere, temyiz edenin sıfatı ile temyizinin kapsamına göre davalı davalı şirket vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 10.06.2008 tarihindeki iş kazasında yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece; 25.714,39-TL maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak davalı …’in 7.714,31-TL’lik kısmından sorumlu olmak üzere, takdiren 15.000,00-TL manevi tazminatın da yine taleple bağlı kalınarak davalı …’in 4.500,00-TL’lik kısmından sorumlu olmak üzere kaza tarihi olan 10.06.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

Dosya kapsamından davacı sigortalının Kurumca tespit olunan sürekli iş göremezlik oranının %25 olduğu, davalının itirazı üzerine ATK 3. İhtisas Dairesi ve giderek ATK Genel Kurulundan alınan rapora göre bu oranın %12,1 olarak tespit edildiği, davacının işvereni tarafından iş kazalarına karşı ferdi kaza sigortası ile sigortalatıldığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır .Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde; Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının 5510 sayılı Yasa’ya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Bunun yanında kural olarak tazminat alacaklısına yapılmış ödemelerin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda borcu sona erdiren bir ödemeden söz edebilmek için ise yapılan ödemenin ifa amacını taşıması ayrıca tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme ancak kısmi ödeme makbuzu niteliğinde kabul edilebilir. Ödemenin ifa amacı taşımaması halinde ise tazminattan indirilmesi mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalar sonrasında somut olayda davacı sigortalının maluliyet oranın tespiti noktasında ATK İhtisas ve giderek ATK Genel Kurulundan rapor aldırılmasında bir isabetsezlik yoktur. Ancak bu iki raporda da kazalı işçinin maluliyet oranı E cetveline göre %12.1 oranında belirlenmiş olunmasına rağmen bu oranın %14,32 olarak hesaplamaya ve manevi tazminatın miktarına esas alınması doğru olmamıştır.
Ayrıca yukarıda değinildiği üzere kural olarak tazminat alacaklısına yapılmış ifa amacını taşıyan ödemelerin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Bu noktada işverenlikçe yapılan ferdi kaza sigortacısı dahil olmak üzere varsa diğer sorumlularca yapılan ifa amaçlı ödemelerin hesaplanan maddi zarardan indirilmesi gerekir. İnceleme konusu davada da davalı işverenliğin davacı kazalıyı iş kazalarına karşı sigorta ettirdiği hususunda tartışma bulunmamakla buraca(sigortacı) yapılan bir ödemenin varlığının araştırılmadan neticeye varılmasının da hatalı olduğu da ortadadır.
O halde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yapılacak iş; dava dışı sigorta şirketince davacı kazalıya yargılama konusu iş kazasından ötürü ödeme yapılıp yapılmadığını araştırmak, böyle bir ödeme var ise ödeme zamanındaki verilere göre davacıların maddi zararlarını %12.10 olan sürekli iş göremezlik oranına göre hesaplatarak bu ödemelerin davacı zararını hangi oranda karşıladığını tespit etmek, sonrasında davcının güncel verilere göre maddi zararlarını yeniden hesaplatıp bu kez hesaplanan güncel zararlardan sigorta şirketince yapılan ödeme nispetinde(oranında) indirim yapmak, yine ilk kararın yalnızca davalı şirket tarafından temyiz edilip bu noktada bu davalı yararına oluşa usuli kazanılmış hak durumunu da gözetip yeni bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Davalı … temyizinin süre aşımı nedeniyle REDDİNE, Davalı şirket temyizi bakımından ise kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine
03.05.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.