Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/14035 E. 2016/6149 K. 07.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14035
KARAR NO : 2016/6149
KARAR TARİHİ : 07.04.2016

Davacı, 17/01/1966 tarihinin doğum tarihi olarak kabul edilerek, 17/01/2015 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 17/01/1966 tarihinin doğum tarihi olarak kabul edilerek 17/01/2015 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının Karar sayılı ilamı gereğince düzeltilmiş doğum tarihi olan 17/01/1966 tarihi dikkate alınarak 49 yaşını doldurduğu 17/01/2015 tarihi itibari ile emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 20/03/1986 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının bulunduğu, Karar sayılı Kararı ile davacının 17/01/1968 olan doğum tarihinin 17/01/1966 olarak düzeltilmesine karar verildiği, kararın 13/05/1986 tarihinde kesinleştiği, davacının Kuruma verdiği 20/01/2015 tarihli dilekçesi ile mahkeme kararına göre düzeltilen doğum tarihine göre emeklilik işlemlerinin yapılmasını talep ettiği, Kurum tarafından davacının talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının yaşlılık aylığı talebi ile ilgili olarak gerekli şartlar 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesinin (B) fıkrasında düzenlenmiş olup (f) bendinde “23/05/2002 tarihinde igortalılık süresi 13 (dahil) yıldan fazla, 14 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 45 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 15 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 17 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları ve en az 5300 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.” düzenlemesi yer almaktadır. 23/05/2002 tarihinde 16 yıl 2 ay 3 gün sigortalılık süresi bulunan davacının talep tarihinde 25 yıl sigortalılık süresinin bulunması, 49 yaşını tamamlaması ve en az 5300 gün prim ödemesinin bulunması gerekmektedir.

…/…

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 120/2 maddesi, (Bağ-Kur Yasanının 66. maddesi) bazı kötü uygulamaları önlemek amacı ile özel bir düzenleme getirmiş ve belli sigorta kollarında, hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir. Gerçekten anılan Yasa’nın 120/2. maddesi (66. maddesi) çok açık olarak “malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında “sigortalıların ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri …. esas tutulur. ” hükmünü içermektedir. Hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde yapılan bu düzenleme karşısında sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim 5510 sayılı Yasanın 57. maddesinde de anılan maddeye paralel bir hüküm getirilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 9.10.2002 gün ve 2002/21-761 Esas; 14.04.2010 gün ve 2010/21-194 Esas 2010/219 Karar sayılı kararları da bu yöndedir. Bu özel düzenleme dışında ki kesinleşmiş bir yargı kararının uygulamalarda geçerliliğini koruyacağı tartışmasızdır.
Somut olayda; davacının 20/03/1986 tarihinde sigortalılığının başladığı, doğum tarihinin sonradan 13/05/1986 kesinleşme tarihli yaş tashihi kararı ile 17/01/1966 olarak düzeltilmesine karar verildiği anlaşıldığından 506 sayılı yasanın 120/2 maddesi dikkate alındığında, yaş tashihinin yapılmış olması sonuca etkili olmayıp, ilk tescil tarihinden sonra yapılan bu yaş tashihinin, sigorta işlemlerinde dikkate alınamayacağı ortadadır.
Yapılacak iş, davacının sigorta başlangıcı olan 20/03/1986 tarihinde geçerli doğum tarihine (17/01/1968) göre talep tarihinde 49 yaşını tamamlamadığını göz önünde bulundurarak davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.