YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14280
KARAR NO : 2016/7349
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 12.07.1988 – 18.01.1990 tarihleri arasında davalı işverenin yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının çalıştığını ispatlayamadığı, çalışmış olmasının kabulü halinde bile 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açmaması sebebi ile hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle sigortalılık tespiti yapılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; davacının davasını ispatlayıp ispatlayamadığı ve davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Çalıştırılanlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 3. maddesinde belirtilen istisnalardan olmamak kaydıyla, 2. maddede öngörülen koşulların varlığı halinde kendiliğinden sigortalı sayılırlar.
Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağına ilişkin norm, sigortalının kayıt altına alınabilmesi ile sonuç doğurur.
Bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesinde tanımlanmıştır. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması şeklinde sıralanabilir.
Sigortalı, bildirimsiz kalan çalışmalarının tespitini hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl (20.06.1987 tarihinde on yıla çıkarılmıştı. Ancak 01.06.1994 tarihinde tekrar beş yıla indirildi.) içerisinde isteyebilir. Hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür.
İşverenin, sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işverence Kuruma verilecek belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vd. şeklinde sıralanmıştır. Bu belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışmanın varlığı halinde ise, kesintinin öncesi ve sonrasında oluşacak her çalışma devresi için dava koşullarının varlığı yukarıda belirtilen olgular dikkate alınarak belirlenecektir.
Kuruma bildirilmeyen süreler yönünden verilen işe giriş bildirgeleri ile bildirilen çalışmaların hak düşürücü süreyi keseceğinden, hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44-98; 23.06.2004 gün ve 2004/21-369-371 ve 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 18.06.2008 gün ve 2008/21-429-437, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 sayılı Kararlarında da bu hususlara değinilmiştir.
Somut olayda; davacının şahsi sicil dosyası ile davalı işyerinin sicil dosyası ve dönem bordrolarının getirtilmediği, davalı …adına tescilli 504626 sicil numaralı işyerinden 01.02.1990 – 21.05.1990 tarihleri arasında davacı adına çalışmaların bildirildiği, davacının iş bu davada talep ettiği sürenin 12.07.1988 – 18.01.1990 tarihleri arası olduğu, davacının talep ettiği süre ile bildirilen süre arasında yer alan 19.01.1990 – 31.01.1990 arasındaki dönem yönünden davacının çalışmalarında kesinti mi olduğu, yoksa bu sürede herhangi bir sebeple davacının iş sözleşmesinin askıda olup olmadığının araştırılmadığı, buna göre eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği anlaşılmıştır.
Yapılacak iş, davacı adına davalı işyerinden çalışma bildirilen 01.02.1990 – 21.05.1990 tarih aralığı ile davacının tespit talep ettiği 12.07.1988 – 18.01.1990 tarih aralığı arasında yer alan ve dava konusu yapılmayan “19.01.1990 – 31.01.1990” tarih aralığında davacının çalışmalarında kesinti mi olduğu, yoksa ücretsiz izin, raporlu olma gibi herhangi bir sebeple iş sözleşmesinin askıda olup olmadığını araştırmak, eğer sözleşmede kesinti olduğunun tespiti halinde şimdiki gibi karar vermek, aksi halde yani iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple askıda olduğunun tespiti halinde, bildirilen çalışmalar karşısında hakdüşürücü sürenin geçmeyeceğini kabul ederek araştırma yapmak, bu kapsamda davacının çalışmalarının geçtiği ve adına çalışmaların bildirildiği yer olan Kadıköy/İstanbul’daki ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğünden davacının şahsi sicil dosyası ile işyeri dosyası ve dönem bordrolarını getirtmek, dönem bordrolarından ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde, işin esasına girilmek yerine, eksik inceleme ve araştırma ile hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yöne ilişkin istemi kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.