YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14388
KARAR NO : 2016/6827
KARAR TARİHİ : 18.04.2016
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan .vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava , 01.10.1985-31.12.1991 tarihleri arasında ve 01.01.1992-30.09.1992 tarihleri arasında işyerlerinden ismi ile kuruma bildirilen hizmetlerin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun Yargılama Giderlerinden Sorumluluk başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir. Vekille temsil edilen davalarda hüküm altına alınan avukatlık ücreti de yargılama giderleri kapsamındadır. Dürüstlük Kuralına Aykırılık Sebebiyle Yargılama Giderlerinden Sorumluluk başlıklı 327. maddesinin 1. fıkrasında “Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.” denilmiştir.
4721 sayılı TMK’nun Dürüst Davranma başlıklı 2. maddesinde “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”, Hakimin Takdir Yetkisi başlıklı 4.maddesinde “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri gözönünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.”denilmiştir.
Somut olayda ,davacının kimliğini ele geçirerek kendi resmini yapıştırdığı ve hakkında devam eden ceza davaları nedeniyle cezaevine girmemek amacıyla yıllar boyunca sahte kimlik kullandığı , davalılara ait işyerlerinden yapılan bildirimlerin de davacının sahte kimlik kullanması nedeniyle adına göründüğü ,davalı işverenler tarafından davacı adına bildirilen hizmetlerde bir eksiklik olmadığı,davacının bu durumda davanın açılmasına açıkça kendisinin sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, HMK 327. maddesine göre ,yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerektiği halde bu husus gözetilmeyerek ,davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi ve yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının davacı lehine vekalet ücreti verilmesi ile ilgili (2.) paragrafının tümüyle silinerek hükümden çıkartılmasına, yargılama giderleri ile ilgili (3.)paragrafın silinerek yerine,”Davacının yaptığı toplam 924,30 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan M.. A…’ne yükletilmesine,
18/04/2016 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.