YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14401
KARAR NO : 2016/6447
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … ( ) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde 01/11/2011-24/06/2012 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “davacının 09/02/2012 ile 14/06/2012 tarihleri arasında 29,55 TL. brüt prime esas günlük kazanç ile 126 gün prim ödeme gün sayısı ve hizmetinin tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine”, karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının hizmet tespitini talep ettiği süreler içerisinde davalı işyerinde çırak olarak çalışıp çalışmadığını belirlemek noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun’un 5-b maddesi (Değişik: 13/2/2011-6111/24 md.) ile özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’dur. 5510 sayılı Kanun’un 5-b bendi ile 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası uygulanacağı belirtilmiştir. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun’un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10’uncu maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan “onüç yaşını” ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “ondört yaşını” olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun’un 13’ncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu’nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
Öte yandan, 3308 sayılı Kanun’un 13. maddesinde, işyeri sahibinin çırağı çalıştırmaya başlamadan önce bunların velisi veya vasisi veya reşit ise kendisi ile yazılı çıraklık sözleşmesi yapma zorunluluğundan bahsedilmekte ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.06.2003 gün ve 2003/21-412 E. 2003/405 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, yazılı çıraklık sözleşmesinin bulunmaması çıraklık ilişkisinin oluşumu bakımından geçerlilik koşulu sayılmamaktadır. Yazılı sözleşme bulunmadığı durumlarda da işyeri çalışma düzeni çalıştırılan kişinin yaşı, aldığı ücret, mesleği öğrenme gibi unsurlar dikkate alınarak sonuca gidilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; 08/02/1993 doğum tarihli olan davacıya ait hizmet cetvelinde 08.10.2010 ile 30.04.2013 tarihleri arasında “” sicil sayılı Merkezi Müdürlüğü işyerince, 15.06.2012 ile 18.06.2012 tarihleri arasında 4 günlük olmak üzere sicil sayılı davalı “…” ünvanlı işyerince davacı adına Kurum’a hizmet bildiriminde bulunulduğu, ihtilaf konusu dönem bordrolarının getirtildiği, 05/07/2012 tarihli denetmen raporu ile yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu , duruşmalarda davacı ve kamu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı adına Merkez Müdürlüğü’nce bildirilen süreler arasında davalı işyerince davacı adına Kurum’a yapılmış hizmet bildirimlerinin çıraklıkta geçen hizmet sürelerini kesmeyeceği ortada olup Merkezi öğrencisi olan davacı adına Kurum’a yapılmış resmî bir hizmet bildirimi var iken Mahkemece hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Mahkemece yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekili ile davalı işyeri sahibinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan … ( )’ a iadesine
11/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.