Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/14737 E. 2016/6927 K. 19.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14737
KARAR NO : 2016/6927
KARAR TARİHİ : 19.04.2016

Davacı, kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Davacı, 5510 sayılı Yasa’nın 60. maddesi gereği genel sağlık sigortasına tabi bir sigortalı olarak Kaymakamlığı’na bağlı Vakfı’na gelir testi yaptırmak için başvuru yaptığını, bu başvuru sonucu gelirinin G-3 olarak belirlendiğini, bu nedenle davalı Kurumu tarafından 01.01.2012 – 31.03.2014 tarihleri arası için 6.644,07 TL prim borcu tahakkuk ettirildiğini belirterek borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 60. maddesinin birinci fıkrasının c bendinde; “ Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılmayanlardan; 1) Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,… genel sağlık sigortalısı sayılır.” hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 60. maddesinin birinci fıkrasının g bendinde; “Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar, genel sağlık sigortalısı sayılır.” hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 61. maddesinin f bendinde; “ (g) bendinde sayılanlar; diğer bentlere göre genel sağlık sigortalısı olmadıkları veya diğer bentlere göre genel sağlık sigortasından yararlanma haklarının sona erdiği tarihten itibaren bu bent kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılırlar ve Kurumca re’sen tescil edilirler.” hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 87. maddesinin birinci fıkrasının b ve c bentlerinde; “ Bu Kanunun uygulanmasında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası ve isteğe bağlı sigorta bakımından;…
b) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tabi olanlar ile bu kapsamda sayılan kişilerden destek primine tabi olanlar, isteğe bağlı sigortalı olanlar ve 60’ıncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (g) bentlerinde sayılan kişilerin kendileri,
c) 60’ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan kişiler için primi yılı merkezi yönetim bütçesinden karşılanmak üzere ilgili kamu idareleri,…
prim ödeme yükümlüsüdür.” hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde; “ 60’ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar için Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilen aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı; asgari ücretin üçte birinden asgari ücrete kadar olduğu tespit edilen kişiler için 82’nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının üçte biri, asgari ücretten asgari ücretin iki katına kadar olduğu tespit edilen kişiler için 82’nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutar, asgari ücretin iki katından fazla olduğu tespit edilen kişiler için 82’nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katı prime esas asgari kazanç tutarı olarak esas alınır.” hükmü yer almaktadır.
633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 11. maddesininin h bendinde; “ Sosyal yardıma hak kazanılmasında ve genel sağlık sigortalılığının tespitinde esas alınacak gelir tespit testlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek, bu testleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarıyla işbirliği yaparak uygulamak.” görevi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Sosyal İşler Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılmıştır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2012/7 sayılı genelgesi ile yasanın verdiği bu görev nedeni ile gelir testi nasıl yapılacağını belirtmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1’inci maddesine göre; mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. Anılan Kanun’un 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olması dava şartı olup 115’inci maddesine göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesine göre; “ Bu Kanun’da aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.”
Dava konusu somut olayda; sigortalıların genel sağlık sigortası primlerinin tahakkuk ve tahsil edilmesi görevi davalı Kuruma aittir. Ne var ki primlerin tahakkuk ve tahsil edilebilmesi için prime esas gelir testinin usulünce yapılıp kesinleşmiş olması gerekecektir. Davalı Kurum’a genel sağlık sigortası prim miktarının belirlenmesinde esas alınacak gelir testi yapma hususunda görev verilmemiş, aksine 633 sayılı KHK ile genel sağlık sigortalılığının tespitinde esas alınacak gelir testlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek ve bu testleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarıyla işbirliği yaparak uygulamak görevi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bırakılmıştır. Dolayısıyla gelir testi uygulamasından kaynaklanan davalarda, 5510 sayılı Yasa’nın uygulanmasını gerektirir herhangi bir yasal düzenleme olmadığından gelir testinin iptali için açılan davaların çözüm yerinin idari yargı olduğu açıktır. Ancak uyuşmazlığın gelir testinin kesinleşmesinin ardından tahakkuk edecek prim tutarı ve tahsile ilişkin olması durumunda 5510 sayılı Yasa kapsamında yargılama ve değerlendirme yapılacağından iş mahkemesi görevli olacaktır.
Mahkemece yapılacak iş; gelir testine ilişkin idari prosedürün kesinleşip kesinleşmediğini, belirlemek, kesinleşmemiş ise bu hususu bekletici mesele yapmak, kesinleşmenin ardından davaya konu prim tahakkuk işlemi hakkında inceleme yaparak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.