Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/15201 E. 2016/7333 K. 25.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15201
KARAR NO : 2016/7333
KARAR TARİHİ : 25.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işverenler nezdinde 01/09/1982 tarihinden itibaren askerlik yaptığı 01/03/1986-01/08/1987 dönemi ile 01/04/1990-01/06/1992 dönemi haricindeki dönemin tamamında kesintisiz olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazıldığı şekilde karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; 01/09/1982 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı “… ve Ort.” ünvanlı sicil no lu işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına 01/11/1982 tarihinde intikal ettiği, davalı işyerince düzenlenmiş diğer işe giriş bildirgelerinin de dosyaya sunulduğu, bunlardan 24/03/1995, 01/09/1982 tarihli bildirgelerdeki imzaların davacının kendisine ait olmadığını beyan ettiği, davacının 01/03/1986-01/08/1987 tarihleri arasında askerlik görevini yerine getirmiş olduğu, davacıya ait hizmet cetvelinde sicil no lu davalı işyerince 1987/09-1995/2. dönemi arası için, sicil no lu işyerince 20/11/1995-2001/03 dönemi arası için, sicil no lu davalı işyerince 20/01/2006 -01/02/2008 tarihleri arası için, sicil no lu davalı işyerince 26/06/2008-26/02/2009 tarihleri arası dönem için davacı adına Kurum’a 30 günden az ve kesintili olarak hizmet bildiriminde bulunulduğu, davalı sicil no lu .Tic.Ltd.Şti. nin 15/09/1995 tarihinden itibaren, davalı sicil no lu .Ltd. Şti. nin 01/01/1987 tarihinden itibaren, davalı sicil no ile davalı işyerinin 20/06/1976-31/12/1988 tarihleri arasında Kanun kapsamına alınmış olduğu, işçilik alacağına ilişkin açmış olduğu davada davacının davalı işyeri nezdinde 1982 yılından işyerinden ayrılış tarihi olan 26/02/2009 tarihleri arasında geçen hizmetine karşılık olarak işçilik alacaklarını talep ettiği, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda davacının Kurum’a bildirilen hizmet sürelerinin dikkate alınarak sonuca gidildiği, kurulan hükmün Yargıtay onamasından geçmek suretiyle kesinleştiği, davacının ilk işe giriş bildirgesi üzerinde yer alan sigorta sicil numarasının 1982 yılı serilerinden olduğunun Kurum’un cevabî yazısı ile Mahkemeye bildirildiği, davalı işyerlerine ait 1987-1996 yılları arası dönem bordrolarının dosyaya sunulduğu, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı, davalı ve bordrolu tanıkların dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan ve duruşmalarda dinlenen tanık beyanlarının ihtilaf konusu tüm dönemi kapsayan tanık niteliğinde olmadıkları anlaşılmakla bu tanıkların Yargıtay’ın aradığı nitelikte tanık olmaması nedeniyle bunların beyanları ile yetinilmek suretiyle ve de davacının askerlikte geçen sürelerinin Kurum’a eksik olarak bildirilen hizmet sürelerinin tespitinde değerlendirilemeyeceğinin dikkate alınmaksızın Mahkemece yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği hizmet süreleri ile ilgili olarak duruşmalarda beyanına başvurulan davalı işyerlerinde uzun süreli çalışma iddiasında bulunan tanıklara ait hizmet cetvelini getirmek, bu tanıkların davalı işyerleri nezdinde çalışma kaydının bulunmaması halinde farklı işyeri sicil no su ile kayıtlı olan davalı işyerlerine ait ihtilaf konusu tüm dönem bordrolarını getirmek, mümkünse dönem bordrolarında ihtilaf konusu tüm zamanlarda çalışma kaydı bulunan ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, askerlik hizmetinin yapıldığı dönemde tespit kararı verilemeyeceğini de gözetmek suretiyle çalışmanın niteliğini ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma neticesi yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum ve davalı işyeri vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan Şti. ve …’na iadesine 25/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.