Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/15229 E. 2016/10494 K. 23.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15229
KARAR NO : 2016/10494
KARAR TARİHİ : 23.06.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işverene ait işyerinde 1998 Temmuz-17.03.2010 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının Temmuz 1998 – 17/03/2010 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 01/07/1998-18/11/2006 tarihleri arasında davalı şirket olan Altıncaba Petrol Ürünleri A.Ş.’de sürekli ve kesintisiz çalışması nedeniyle davalı şirketin 01/07/1998-18/11/2006 tarihleri arasında davacının çalışmasını SGK’ya toplam 1058 gün eksik bildirdiğinin tespitine, davacının 18/11/2006 tarihinden sonraki döneme ilişkin davacının çalışmasını kuruma dava açıldıktan sonra bildirdiğinden 18/11/2006 tarihinden sonraki dönem için yapılan talep konusuz kaldığından bu talebin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Ayrıca, imzalı ücret bordroları davacı çalışmalarının işyerinde otuz günün altında geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise, eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Davalı tarafından imzalı ücret bordrosu ibraz edilen, ancak davacı tarafından aksi yazılı delil sunulamayan aylardaki sürenin ücret bordrolarında belirtilen süre kadar olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 11/01/2001 tarihinden 18/11/2006 tarihine kadar davalı işverene ait işyerlerinden bildirimlerinin yapıldığı, bazı dönemlerdeki bildirimlerinin 120 günün altında olduğu, dava açılmasından sonra 2006/12-2010/3. aylar arası bildirimlerinin işveren tarafından Kuruma bildirildiği, işveren tarafından bazı aylara ait imzalı ücret bordrolarının sunulduğu, davacının 2003 Ekim, Eylül, Ağustos aylarına ait ücret bordrolarındaki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak 2002 Ekim ayına ait ücret bordrosunda bulunan imzanın kendisinin olmadığını, ayrıca davalı iş yerinden verilen işe giriş bildirgelerindeki imzaların da kendisine ait olmadığını beyan ettiği, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporda 2002 yılı Ekim ayı ücret bordrosunda yer alan imzanın davacının eli ürünü olduğu, ancak işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacının eli ürünü olduğunu gösterir yeterli benzerlik tespit edilemediğinin bildirildiği, tanık beyanlarının alındığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dosya kapsamında toplanan deliller ve tanık beyanlarından davacının Temmuz 1998-17/03/2010 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı sabit olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının Kuruma bildirilmeyen eksik günlerinin tespiti yapılırken 1998/3. döneme ait 120 günlük süre dikkate alınmadan, ayrıca 2002/3, 2003/1-2. dönemlerde bulunan aylar bakımından davacının imzasını taşıyan ücret bordrolarının bulunduğu ve bu ücret bordrolarına göre davacının Kuruma bildirimlerinin yapıldığı, bu aylardaki ücret bordrolarında bulunan imzalara yönelik davacının herhangi bir imza inkarının bulunmadığı, ayrıca 2002 yılı Ekim ayı ücret bordrosunda yer alan imzanın davacının eli ürünü olduğunun Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi raporu ile belirlendiği anlaşıldığından 2002/3, 2003/1-2. dönemler bakımından imzalı ücret bordrolarında belirtilen gün sayıları dikkate alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, Temmuz 1998-17/03/2010 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı anlaşılan davacının 1998/3. döneme ait 120 günlük süredeki çalışmasını ve 2002/3, 2003/1-2. dönemler bakımından imzalı ücret bordrolarında belirtilen gün sayılarını dikkate alarak Kuruma bildirilmeyen eksik günlerinin tespitini yapmak ve sonucuna göre karar vermekten ibrarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya iadesine 23/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.