YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16155
KARAR NO : 2016/8202
KARAR TARİHİ : 09.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 01/02/1972 tarihinden işyerinden ayrıldığı tarihe kadar olan süre içerisinde kesintisiz olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
…/…
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; 01/02/1976 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına 23/06/1976 tarihinde intikal ettiği, Kurum’da davacıya ait sigortalılık kaydının bulunmadığı, davalı Kooperatif’e ait cevabî yazı ile davacıya ait şahsi sicil dosyasının bulunmadığının Mahkeme’ye bildirildiği, yine Kurum’a ait cevabî yazı ile 1297,28 sicil no lu davalı Kooperatife ait 1976-1979 yılları arası dönem bordrolarına rastlanmadığının Mahkeme’ye bildirildiği, duruşmalarda davacı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri, … olup davalı işyerinde resmi kayıtlara dayanılması ve ücretlerin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Mahkemece davalı işyerine ait ihtilaf konusu dönem karar defteri, gelir-gider makbuzları ve gelir-gider defterlerinin (işletme defterleri), ücret ödeme belgeleri, teftiş raporları getirtilerek bu belgelerde davacıya ait çalışma kaydının bulunup bulunmadığı irdelenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu doğrultuda yapılacak iş; öncelikle davalı işyerinden ihtilaf konusu döneme ilişkin karar defteri, gelir-gider makbuzları ve gelir-gider defterlerinin (işletme defterleri), ücret ödeme belgelerinin ve var ise davalı Kurum’dan davalı işyeri ile ilgili olarak düzenlenmiş teftiş raporlarının getirtilerek davacıya ödeme yapılıp yapılmadığını, karar defterinde ve bulunması halinde Kurumca düzenlenmiş teftiş raporunda davacının çalışması ile ilgili karar alınıp alınmadığını araştırmak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak gerektiğinde araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.