Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/16163 E. 2016/8636 K. 23.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16163
KARAR NO : 2016/8636
KARAR TARİHİ : 23.05.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum işleminin iptali ile şirketin teşvikten yararlandırılmasına, teşvikten yararlandırılmadığı için fazla tahsil edilen pirim miktarlarının ödeme gününden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 5510 sayılı Yasa’nın 81.maddesi gereği teşvik indiriminden yararlandırılmamasına ilişkin davalı Kurum işleminin iptali, davacı şirketin teşvikten yararlandırılması, prim teşvikinden yararlandırılmadığı için fazla tahsil edilen prim miktarının ödeme gününden itibaren yasal faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5510 sayılı Yasanın Prim oranları ve Devlet katkısı başlıklı 81. maddesine göre;
“ Bu Kanun gereğince alınacak sigorta prim oranları aşağıdaki şekildedir:
a) Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı, sigortalının prime esas kazancının % 20’sidir. Bunun % 9’u sigortalı hissesi, % 11’i işveren hissesidir…
… ı) (Ek: 15.5.2008–5763/24 md.) Bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak, Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48’inci maddesine göre, tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29.07.2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22.02.2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu bent hükümleri; 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır. Bu Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler bir yıl süreyle bu fıkrayla sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz.(Ek cümle: 31.07.2008–5797/2 md.) Bu fıkrada düzenlenen teşvik, kamu idareleri hariç bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin matrah, oran ve esaslar üzerinden 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personel için de uygulanır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir…”
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 07.08.2013 tarihli durum tespit raporuna göre, davacı işyerinde davalı Kurum kontrol memurları tarafından 16.07.2013 tarihinde yapılan yerel denetimde işyerinde çalıştığı tespit edilen sigortalılıların bildirimlerinin yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi, sigortalılar ile ilgili olarak 5510 sayılı Yasa uyarınca verilmesi gereken belgelerin yasal süresi içinde verilmediğinin anlaşılması halinde işlem yapılması gerektiğine karar verildiği, . .., . .., . .., . .. isimli sigortalıların işyerinde fiilen çalışmasına rağmen 2013/temmuz ayında 0 gün 0 kazanç üzerinden bildirimlerinin yapıldığı adı geçen sigortalılara ait sağlık raporu bulunmadığı anlaşıldığından düzenlenen rapora istinaden davalı işverenin 01.08.2013-31.07.2014 tarihleri arasında 1 yıl süreyle teşvikten yararlandırılmamasına karar verildiği, davacı yanın çalışmasının bildirilmediği tespit edilen sigortalılar . … 09.04.2013; . … 27.03.2013; . … 11.12.2012; İsmail Çankaya’nın 15.11.2012 tarihinde çalışmaya başladığına dair işe giriş bildirgeleri ile 2013/7 ve 8.aylara ilişkin hesap pusulalarını ibraz ettiği ve sistemsel bir hatadan dolayı söz konusu çalışanlarının hizmetlerinin bildirilemediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının teşvik indiriminden yararlanabilmek için işyerine ait prim ve gecikme cezasına ilişkin borcunun bulunmaması ve yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediğinin tespit edilmemesi gerekmekte olup davalı Kurumun denetimi sırasında bildirimi yapılmadan çalıştırılan sigortalıların tespit edilmesi karşısında Kurumun yasa gereği 01.08.2013-31.07.2014 tarihleri arasında davacının teşvikten yararlandırılmamasına ilişkin işleminin yerinde olmadığından söz edilemez.
Mahkemece davanın tümden reddine karar vermek gerekirken bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.