YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16508
KARAR NO : 2016/8209
KARAR TARİHİ : 09.05.2016
Davacı, davalı işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava davacının davalı işyerinin vergi kaydının başladığı tarihten 19/11/2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile “davacının 18/08/2000 – 19/11/2012 tarihleri arasında, ayda 30 gün ve asgari ücret üzerinden hizmet akdi ile davalı nezdinde kesintisiz çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacının 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık kaydının bulunmadığı, lokantacılık faaliyetinde bulunan davalı işyeri sahibinin 01/03/1996 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılık kaydının bulunduğu, yapılan zabıta araştırması neticesi düzenlenen tutanak ile davalı işyerine komşu işyerlerinin Mahkeme’ye bildirildiği, ‘na ait tarihli cevabî yazı ile davacının 22.07.2000-17.08.2000 tarihleri arasında yurt dışına giriş-çıkış kaydının bulunduğunun görüldüğü, duruşmalarda davacı, davalı ve komşu işyeri tanıklarının dinlendiği, dinlenen sadece bir kamu tanığının beyanı ile sonuca gidildiği, bu tanığın beyanının da uzun süreli çalışma olgusunun varlığının tespiti hususunda yetersiz olduğu, buna göre Mahkemece karar altına alınan şekilde çalışmanın kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; bu tür uzun süreli sigortalı (01/03/1996-19/11/2012 tarihleri arası ) hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi gerektiği için davacının çalıştığını iddia ettiği davalı işyeri ile ilgili vergi kaydını getirmek, tanık beyanlarının yetersiz olması nedeniyle kolluk araştırması ile belirlenecek diğer tanıkların saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, yetinilmediği takdirde; Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığıyla davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekili ile davalı kurum ve davalı işyeri sahibi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davacı ve davalılardan …’a iadesine, 09/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.