Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/16646 E. 2016/8211 K. 09.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16646
KARAR NO : 2016/8211
KARAR TARİHİ : 09.05.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :1- Sosyal Güvenlik Kurumu
2-…
3-…
Vekilleri Av. …

Davacı, davalılardan evde ev işlerinde Mart 1998-Ağustos 2011 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakim tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava davacının davalılara ait ev işyerinde 1998/03-2011/08 dönemi arasında kesintisiz olarak 600, TL ücretle çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacının hizmet cetvelinde 17/11/2009-24/01/2011 tarihleri arasında davacı adına muhtelif sicil numaralar ile dava dışı . Şti. nce Kurum’a hizmet bildiriminde bulunulduğu, dava dışı işyerinin davalılara ait olduğu, davacı tarafından bakıcılığını yaptığı davalıların kız ve oğlan çocuğu ile birlikte çekinmiş olduğu fotoğraflar ile davacı ve davalıların birlikte bulunduğu iddia olunan düğün törenine ait CD nin sunulduğu, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya ibraz olunduğu, duruşmalarda davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davalı işyerinin bir konut olduğu, yapılan hizmetin ev hizmetleri ile birlikte çocuk bakımı olduğunun gözardı edilerek tespiti talep edilen dönemde davalılara ait konutta uzun süre oturan kiracılar ile ev sahipleri tespit edilip bu kişiler arasından tarafların gösterdikleri tanıklar haricinde re’sen seçilecek kişiler dinlenilmeden, ayrıca davacının talep ettiği dönemde davalı konuta komşu işyeri sahipleri ile bu işyerlerinde çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler ile komşu site/apartmanlarda kapıcı olarak çalışan kişiler de zabıta marifeti ile tespit edilip dinlenilmeden, davacının talep ettiği dönemde eşinin çalışmalarının geçtiği işyerlerinde kayıtlı çalışanlar tespit edilerek bunlar arasından re’sen seçilecek kişiler dinlenilip davacının eşinin çalışma süreleri de tespit edilmeden, davacının çalışmalarının kapsamı ve part-time çalışma bulunup bulunmadığı hiçbir tereddüte mahal vermeyecek derecede ortaya konulmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum ve davalı işyeri sahiplerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ‘e iadesine
09/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.