Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/16671 E. 2016/8925 K. 25.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16671
KARAR NO : 2016/8925
KARAR TARİHİ : 25.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi
2-… …

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı şirkete ait kamyonlarda 01/06/2005-27/06/2010 tarihleri arasında şoför olarak geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile “davacının davalı şirkete ait işyerinde 01/06/2005-02/06/2008 tarihleri arasında kuruma bildirilmeyen 1082 gün çalışmasının olduğunun tespitine” karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve 298.maddelerine göre Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenlerle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa 24/06/2015 günlü oturumda tefhim edilen karar da “davanın kabulü” şeklinde ibare kullanılmış iken, kararın gerekçe bölümünde “kısmen kabulü” şeklinde ibare kullanılmış ve vekalet ücreti ile yargılama giderleri bu duruma göre hüküm altına alınmıştır. Bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.

O halde, davacı ve davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine
25/05/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.