Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/17644 E. 2016/9690 K. 13.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17644
KARAR NO : 2016/9690
KARAR TARİHİ : 13.06.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı, davalı …ve Feri Müdahil Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … Bakır tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 01.02.2001-12.04.2011 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde geçen davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, “1-Davacının 01.01.2007 tarihinden önceki hizmet tespit taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddine,
2-Davacının davalılardan … iş yerinde hizmet akdi asgari ücret karşılığı 01.01.2007 tarihinden 11.01.2010 tarihine kadar çalıştığı ve … ya bildirilmesi gereken prim gün sayısının 1069 gün olduğunun tespitine,
3-Davacının 12.01.2010-02.12.2010 dönemine ilişkin hizmet tespit taleplerinin hukuki yarar yokluğundan 02.12.2010-12.04.2011 dönemine ilişkin tespit taleplerinin ise ispatlanamadığından reddine,
4-Davacının … aleyhine açtığı davanın husumet yönünden reddine” karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 08.09.2003-21.11.2003 tarihleri arasında … sicil numaralı dava dışı … unvanlı işyerinden; 12.05.2005-20.05.2005 tarihleri arasında … sicil numaralı dava dışı … unvanlı özel inşaat işyerinden; 08.11.2007-30.11.2007 tarihleri arasında sicil numaralı 1111865 sicil numaralı dava dışı … unvanlı işyerinden çalışmasının bildirildiği, davalı işyerinden yapılan bildirimin 12.01.2010-02.12.2010 tarihleri arasında 1037546 sicil numaralı davalı … işyerinden hizmeti bildirilmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi gereği hizmet tespitine ilişkin bu tür davaların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekmektedir. Aynı maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Somut olayda; davacının dava dışı işyerlerindeki çalışmaları sebebi ile 12.05.2005 öncesindeki taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığı yönündeki tespit yerindedir. Ancak 01.01.2007 tarihinden itibaren çalışmasının tespitine karar verilen davacının, dava dışı işyerinden çıkış tarihi olan 20.05.2005 tarihinden itibaren 01.01.2007 tarihine kadar kesintisiz çalıştığının ispat edilmesi durumunda bu dönem yönünden hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Yapılacak iş, 20.05.2005-01.01.2007 tarihleri arasındaki dönem bakımından işin esasına girilerek, ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarını getirtmek, bordrolarda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hiç bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden … ‘ne yükletilmesine, 13.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.