Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/18975 E. 2016/5825 K. 04.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18975
KARAR NO : 2016/5825
KARAR TARİHİ : 04.04.2016

Davacı, vergi borçlanmasının geçersiz sayıldığından ödemiş olduğu geçmişe yönelik primlerin sigortalılık süresinden sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R
Dava, davacının ödemiş olduğu geçmişe yönelik primlerin 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalılık süresinden sayılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile “Küçükçekmece SGM’nin 03.12.2013 tarihli vergi borçlanmasını geçersiz kabul eden kurum işleminin iptali ile, davacı tarafından davalı Kuruma 16.02.2004 tarihinde ödenen 5.000,21 TL (eski para ile 5.000.213.794 TL) borçlanma bedeline ödeme tarihi olan 16.02.2004 tarihi itibariyle denk gelen sürede sigortalı olduğunun tespiti ile davacının davalı kurumca eksik ödendiği iddia olunan 1.000,04 TL (eski para ile 1.000.042,767 TL)’yi faizsiz yatırabileceğinin tespitine, bu miktar paranın yatırılması halinde borçlanma süresinin 1208 gün olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 10.12.2003 tarihli giriş bildirgesi ile vergi mükellefiyetinin başladığı 06.10.2003 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 08.01.1992-16.05.1995 tarihleri arasında ve 06.10.2003 tarihinden itibaren devam eden vergi mükellefiyetinin olduğu, davacının 10.12.2003 tarihinde vergi borçlanması müracaatında bulunduğu, vergi mükellefiyetinin olduğu 41 aylık sürenin borçlanma tutarının 5.000.213.794 Lira olarak belirlendiği, davacının 16.02.2004 tarihinde 5.000.000.000 Lira ve 213.794 Lira vergi borçlanması açıklaması ile ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.
4956 sayılı Yasa’nın 47.maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 18.maddeye göre, sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların 4.10.2000 tarihinden itibaren sigortalı hak ve mükellefiyetlerine sahip olma imkanı sağlar. Ancak bu şekilde zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemeleri kaydıyla geçerli olur.
Somut olayda, davacının 1479 sayılı Yasanın geçici 18.maddesine göre yaptığı vergi borçlanması başvurusu kabul edilmiş, davacı da belirlenen borçlanma tutarını ödemiş, ancak davacının ödemeyi yaptığı tarihte bulunduğu gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemenin yapılmaması sebebi ile vergi borçlanması davalı Kurum tarafından geçersiz sayılmıştır. Mahkemece davalı Kurumdan, davacının vergi borçlanmasına ilişkin ödeme yaptığı tarihte bulunduğu gelir basamağı üzerinden ödenmesi gereken borçlanma tutarı sorularak (6.000.256.561 TL eski Lira) davacının fark tutarı yatırması halinde borçlanma süresinin tamamının geçerli kabul olacağına karar verilmiş olması hatalıdır. Şarta bağlı hüküm kurulamaycağı gibi davacının sonradan yaptığı ödemenin vergi borçlanması olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.
Yapılacak iş, davacının geçici 18.maddeye göre vergi borçlanması adı altında yaptığı prim ödemesinin karşıladığı sigortalılık süresinin ne kadar olduğunu davalı Kurumdan sorarak davacının ancak süresi içinde yapılan ödemenin karşıladığı gün sayısı kadar sigortalı kabul edilebileceğini göz önünde bulundurarak bu sürenin tespitine karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.