YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19583
KARAR NO : 2016/11169
KARAR TARİHİ : 19.09.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 01.07.1993 – 20.02.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerinde meyve-sebze kasası tamiri, kasa doldurma-boşaltma-ambalajlama işi yaptığını beyan eden davacı adına davalı işyerince düzenlenen işe giriş bildirgesi ve davalı Kurum’a bildirilen çalışma bulunmadığı, davacının 01.01.1995 – 01.01.1997 tarihleri arasında 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı bulunduğu, 18.02.2013 tarihli kontrol memuru tutanağında; davalı işyerinde , ve davacının fiilen çalıştığının tespit edildiği, tarafından; davacının işyerinde son bir yıldır haftada 2 gün asgari ücret üzerinden çalıştığının beyan edildiği, ancak söz kosusu tutanak sonrası rapor düzenlenip düzenlenmediğine dair evrakın dosyada bulunmadığı, davacı tanıklarınca davacının talep ettiği dönemde aralıksız olarak çalıştığının beyan edildiği, ancak davalı tanıkları tarafından; davacının iş oldukça çağrıldığının, tamir ettiği kasaların tamir paralarının kasalar kime ait ise o firma ya da şahıs tarafından ödendiğinin beyan edildiği, bu itibarla tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda; tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeden ve davanın niteliği gereği kamu düzenini ilgilendirdiği dikkate alınarak tanık beyanları doğrultusunda araştırma genişletilmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
…/…
Mahkemece yapılacak iş; 18.02.2013 tarihli kontrol memuru tutanağının sonucunu, tutanak sonucunda rapor düzenlenip düzenlenmediğini, davalı Kurum tarafından işlem yapılıp yapılmadığını ve davacı vekili tarafından, davacının ücretinin ev sahibi adına düzenlenen çeklerle ödendiği yönündeki iddiaları araştırmak, çeklerin ödendiği iddia edilen ev sahibini dinlemek, tanık beyanları arasında çelişki bulunduğundan; talep edilen dönemde davalı işyerine komşu işyeri sahipleri ile kayıtlı çalışanları tespit ederek bu kişileri ve davalı işyerine ait dönem bordrolarında isimleri bulunan diğer kayıtlı çalışanları dinlemek, zabıta tarafından komşu işyeri tanığı tespit edilemediği bildirilir ise; komşu işyerlerinde çalıştıklarını beyan eden tanıkların gerçekten komşu işyerlerinde çalışıp çalışmadıkları yönünde araştırma yaptırmak, talep edilen dönemde davalı işyerinin çalıştığı kasa sahibi işverenleri ve kayıtlı çalışanlarını tespit ederek davacının ücret ödemesinin ne şekilde yapıldığı hususunda beyanlarını almak, davalı şirketten davacıya yapılan ücret ödemelerine ilişkin belgeleri sorarak gerek görülür ise bu belgeleri zabıta marifeti ile davalı şirketten temin etmek ve böylece toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
MG