Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/19587 E. 2016/11983 K. 03.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19587
KARAR NO : 2016/11983
KARAR TARİHİ : 03.10.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
: 2-… Vek.Av. …

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 28.09.1996-01.09.2002 tarihleri arasından geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; davacının davalıya ait işyerinde 28.09.1996 – 01.09.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının davalıya ait işyerinde 28.09.1996 – 31.08.2002 tarihleri arasında asgari ücret ile sürekli kesintisiz olarak çalıştığının ve bu tarihler arasında 2.343 hizmet günü ve 7.227,80 TL prime esas kazancın Kurum’a bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalıya ait narenciye bahçesinde bekçi olarak çalıştığını beyan eden davacı adına davalı tarafından 12.08.2002 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği ve 12.08.2002 – 05.12.2012 tarihleri arasında geçen çalışmalarının davalı Kurum’a bildirildiği, talep edilen dönem içerisinde davalıya ait 506 sayılı Yasa kapsamında işyeri bulunup bulunmadığının araştırılmadığı ve dönem bordrolarının dosya arasına alınmadığı, davacı tanıkları tarafından davacının talep ettiği dönemde aralıksız çalıştığının beyan edildiği, komşu işyeri tanıklarının ise davacının 1999 ve 2008 yıllarından sonraki çalışmalarına ilişkin beyanlarda bulundukları ve davacının çalışmalarını doğruladıkları, hizmet cetvelinden davacının çalışması bildirilen ve davalıya ait olduğu anlaşılan işyerinden 01.01.1996 tarihinden itibaren bildirimleri bulunan davalı tanığı …’un; davacının davalıya ait narenciye bahçesinde 2002 yılından beri çalıştığı yönünde beyanlarda bulunduğu, tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi ile halen 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenilen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları ya da komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise; anılan şekilde yeterli araştırma yapılmadan ve tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeden, davacının çalışmaları hiç bir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; talep edilen dönemde davalı adına kayıtlı 506 sayılı Yasa kapsamında işyeri bulunup bulunmadığını araştırmak, bulunuyor ise söz konusu işyeri/işyerlerinin dönem bordrolarını dosya arasına alarak re’sen seçilecek bordro tanıklarını dinlemek, davacının çalıştığı narenciye bahçesini belirleyerek zabıta marifeti ile 1999 yılı öncesinde söz konusu narenciye bahçesine komşu işyeri tanığı bulunup bulunmadığını tespit etmek, davalı taraftan; davacıdan önce söz konusu narenciye bahçesi ile kimin ilgilendiğini sorarak beyanlar doğrultusunda gerekli araştırmaları yapmak, yine zabıta marifeti ile ve ilgili muhtarlardan sorularak davacının ailesinin talep edilen dönemde nerede oturduğunu tespit ederek, tanık beyanları arasındaki çelişki de giderilmek sureti ile toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan …’e iadesine 03.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.