Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/19599 E. 2016/11984 K. 03.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19599
KARAR NO : 2016/11984
KARAR TARİHİ : 03.10.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.06.2008-01.06.2010 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 01.06.2008 – 01.06.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalıya ait eczanede çalıştığını beyan eden davacı adına davalı işveren tarafından 01.06.2010 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği ve 01.06.2010 – 17.08.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalı Kurum’a bildirildiği, davacının talep ettiği dönemde davalı Kurum’a bildirilen çalışma bulunmadığı ve en son çalışmasının 10.05.2008 tarihinde dava dışı pide fırınından bildirildiği, davacı tarafından 01.06.2010 – 17.08.2011 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını ve haklarını aldığını beyan eden bir ibraname imzalandığı, bir kısım ecza depolarından eczaneye mal teslimine ilişkin faturaların fotokopilerinin istenildiği, gelen faturalarda eczanenin kaşesi ve üzerinde imza/paraflar bulunduğu, ancak imzaların kime ait olduğunun belli olmadığı, imza incelemesi de yaptırılmadığı, bordro tanıklarının ve komşu işyeri tanıklarının davacının talep ettiği dönemde çalıştığına dair beyanlarda bulundukları anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi ile halen 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenilen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları ya da komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece; davacının 01.06.2010 tarihinden önceki çalışma iddialarının ispat edilemediği ve bu hususta soyut ve net olmayan tanık ifadeleri haricinde herhangi bir delilin bulunmadığı, özellikle davacının imzasını ihtiva eden 18.08.2011 tarihli ibranamedeki yazılara göre davacının 01.06.2010-17.08.2011 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olduğunun anlaşıldığı gerekçeleri ile davanın reddi cihetine gidilmişse de; davacının çalıştığı yönünde beyanda bulunan tanıkların bordro tanıkları ve komşu işyeri tanıkları olduğu göz ardı edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; bordro tanıklarının ve komşu işyeri tanıklarının beyanları dikkate alınarak; dosyada mevcut faturalardaki imzaların davacıya ait olup olmadığı yönünde imza incelemesi yaptırarak ve davacının talep ettiği dönemde dışarıdan lise bitirme derslerine ve sınavlarına, ayrıca ingilizce kursuna gidip gitmediğini araştırarak davacının çalıştığı süreyi belirlemek ve varılacak sonuca göre 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesi de dikkate alınarak hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
03.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.