YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19824
KARAR NO : 2016/8286
KARAR TARİHİ : 10.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle; davalılardan…’ne karşı açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine, toplam 105.613,98 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar ile davalılardan … vekillerince duruşmasız, …. vekilince de duruşmalı olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10/05/2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan … vekili Avukat … geldi. Kkarşı taraf ile diğer davalılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
A) Dosya kapsamından; davacılar vekilince dava açılırken yalnızca TEİAŞ ve … yöneltilen husumetin, sonradan verilen bir dilekçe ile ..ne de teşmil edildiği, … Ltd.Şti. vekilinin ise böylesi bir işlem ile husumetin genişletilemeyeceği ve giderek kendileri bakımından usulüne uygun olarak açılan bir davanın bulunmadığını savunması yaptığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca öncelikle … Ltd.Şti. vekilinin ortaya koyduğu bu ihtilafın çözülmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda öncelikle belirtmek gerekirse davacılar işbu davayı “adli yardım talepli” olarak açmışlar ve Mahkemece bu talep yerinde görülerek davacıların adli yardımdan faydalandırılmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere adli müzaheretten yararlanan taraf harç ödemekten de bağışık tutulur. Ayrıca belirtilmesi gereken diğer bir husus da mahkemeler yargılama aşamasında taleple bağlı iseler de hukuki nitelendirme her zaman kendilerine aittir.
Somut olaya geldiğimizde ise yukarıda değinildiği üzere davacıların adli yardım talebi Mahkemece kabul edilmiş böylelikle davacılar dava açarken ödemek zorunda oldukları harçları ödemekten muaf olmuşlardır. Diğer bir deyişle davacıların dava açmak için ödemeleri gereken herhangi bir harç yoktur. Bu kabul sonrasında … Ltd.Şti.’nin davaya dahil edilmesi için verilen dilekçenin mevcut hali ile “birleştirme talepli bir ek dava” olarak nitelendirilmesi gerektiği belli olmakla bu şirket vekilinin itirazı olan “kendileri bakımından usulünce açılmış bir davanın bulunmadığı itirazı” yerinde görülmemiş, bozma nedeni yapılmamıştır.
./..
B)1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların tüm, davacıların ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, 04.06.2011 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkeme, davalı TEİAŞ’a karşı açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, diğer davalılara karşı açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 45.209,59-TL maddi tazminatın davalılar Dedaş ve … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’ya,4.404,39-TL maddi tazminatın davalılar Dedaş ve … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Büşra’ya ödenmesine, diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, yine 40.000,00-TL manevi tazminatın davalılar Dedaş ve … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’ya, 6.000,00’er-TL manevi tazminatın davalılar Dedaş ve … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılar İbrahim ve Olcay’a , 5.000,00’er TL manevi tazminatın davalılar Dedaş ve … şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılar Sadullah ve Büşra’ya ödenmesine karar vermiştir.
Gerek 818 sayılı Borçlar Kanununun 47 .maddesi, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalar sonrasında somut olayda; tarafların sosyal ekonomik halleri, iş kazasının meydana geldiği tarih ile tarafların kusur durumları gözetildiğinde davacı çocuklar …, .., .. ve .. içen hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları ayrı ayrı azdır.
Bunun yanında 6100 sayılı H.M.K’nın 297/2 maddesi “Hükmün sonuç kısmında,gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin,taleplerden her biri hakkında verilen hükümle,taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların,sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.” hükmünü içermektedir. Buna göre Mahkemelerin davacı yanın taleplerinden her birini ayrı ayrı karşılama yükümlülüğü vardır.
Bu açıklamadan olarak somut olayda, davacıların talepleri arasında hüküm altına alınacak tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin bulunmasına rağmen Mahkemenin davacıların faiz istemi bakımından olumlu ya da olumsuz karar vermemesi de doğru görülmemiştir.
./..
Son olarak değinilmesi gereken diğer bir konu da vekalet ücretine ilişkindir. Karar tarihinde geçerli olan 2015 yılı A.A.Ü.T.’nin 7/2 maddesinde ise husumet nedeniyle davanın reddi halinde davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarı geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağı belirtilmiştir.
İnceleme konusu davada davalı TEİAŞ bakımından davanın reddi sebebinin husumet yokluğu olduğu olduğu açıktır. Halin böyle olmasına göre A.A.Ü.T.’nin 7/2 maddesi gözetilerek bu davalı bakımından maddi tazminatın reddi üzerinden maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretinin hüküm altına alınması da ayrıca hatalı olmuştur.
O halde, davacılar vekilinin bunu amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan …. ile ……’ne yükletilmesine, 10.05.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.