Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/22117 E. 2016/5991 K. 05.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22117
KARAR NO : 2016/5991
KARAR TARİHİ : 05.04.2016

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazası sonucu vefatı nedeniyle anne ve kardeşlerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacı anne yararına 1.000,00 TL, davacı kardeşler yararına ayrı ayrı 500,00 TL manevi tazminatların kaza tarihi olan 23.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını sigortalı İ G ‘nun 23.03.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiği, müteveffanın eşi ve çocukları tarafından 1. İş Mahkemesi’nin 2010/876 esas sayılı dava dosyası ile davalı işveren aleyhine tazminat davası açıldıktan sonra düzenlenen 26.06.2013 tarihli sulh ve ibra sözleşmesinde destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerine yönelik 325.000,00 TL’nin ödenmesine karar verildiği, bu sözleşmeyi müteveffanın eşinin kendi adına asaleten çocukları adına velayeten imzaladığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, 26.06.2013 tarihli sulh ve ibra sözleşmesinin müteveffa sigortalının eşi ve çocuklarını kapsadığı, davacı anne ve kardeşlerin bu sözleşmede taraf olmadıkları gibi haklarında herhangi bir tazminata da karar verilmediğinin anlaşılmasına göre temyize konu kararda 26.06.2013 tarihli sulh ve ibra sözleşmesine değer verilemez. Bu nedenle, gerekçede müteveffanın eşi ve çocuklarına sağlanan tazminatın davacı anne ve kardeşlerin de üzüntülerinin hafiflemesinde rol oynayacağının kabul edilmesi doğru olmamıştır.
…/…

Ayrıca, gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı anne yararına hüküm altına alınan 1.000,00 TL ve davacı kardeşler yararına ayrı ayrı hüküm alıtana alınan 500,00 TL manevi tazminatların az olduğu açıkça belli olmaktadır.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 05.04.2016 oybirliğiyle karar verildi.