YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8151
KARAR NO : 2016/5910
KARAR TARİHİ : 04.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 27/05/1997-17/10/2007 tarihleri arasında geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya ait hizmet cetvelinde 01/05/2006-01/12/2006 tarihleri arasında davalı …. mobilya ünvanlı işyeri tarafından davacı adına Kurum’a hizmet bildiriminde bulunulduğu, davacının 20/06/1997 tarihinde Meslek Lisesi’nden mezun olduğu, 01/05/2006 tarihli davalı işyerine yönelik düzenlenen yoklama fişinde davacının çalışma kaydının yer aldığı, davacıya ait ehliyet belgesinin dosyaya sunulduğu, yapılan zabıta araştırması ile komşu işyeri sahipleri ve çalışanlarının tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkemeye bildirildiği, yine yapılan zabıta araştırması ile davalı işyerinin ilk sahibinin Kerim İmal olduğu, şahsın vefatı sonrası … ‘a devrolunduğu, sonra da… İmal tarafından işletildiği, davalı işyerinin 1997 yılından itibaren faaliyet gösterdiği, son 4-5 yıldır belirtilen adresin faal olmadığı hususlarının tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkeme’ye bildirildiği, duruşmalarda davacı, davalı ve kamu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan ve duruşmalarda dinlenen tanık beyanlarının ihtilaf konusu tüm dönemi kapsayan tanık niteliğinde olmadıkları anlaşılmakla bu tanıkların Yargıtay’ın aradığı nitelikte tanık olmaması nedeniyle beyanları ile yetinilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği hizmet süreleri ile ilgili olarak dahili davalı müteveffa işyeri sahibi Kerim İnal’a 1063901 sicil no lu işyerine ait ihtilaf konusu olan dönem bordrolarını getirmek, dönem bordrolarında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını alıp çalışmanın niteliğini ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma neticesi yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.