YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8186
KARAR NO : 2016/2667
KARAR TARİHİ : 23.02.2016
Davacı, davalı Kuruma ödenen 90.534.81 TL gecikme zammının ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı Genel Müdürlüğü, davalı SGK’ya ihtirazi kayıt ile ödenen 90.534,81 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Mahkemece; 89.666,49 TL’nin ödeme tarihi olan 25.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı çalışanı tarafından 1996 – 2005 yılları arasındaki çalışmalarının tüm sigorta kollarına tabi olduğunun tespitinin talep edildiği, mahkemece; “ Davacının 02.12.1996 – 15.05.2005 dönemindeki çalışmalarının 506 sayılı Yasa’nın 3/II-C maddesi gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi tutulması gerektiğinin tespitine ” karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından onandığı, bunun üzerine davalı SGK tarafından davacı Kurumu’ndan çalışan ‘a ait uzun vadeli sigorta kollarına tabi ek aylık prim hizmet belgelerinin 5510 sayılı Yasa gereği verilmesinin talep edildiği, davacı Kurumu tarafından istenilen belgelerin süresinde verildiği ve mezkur döneme ait prim borcu ve gecikme zammı hesaplandığı, 9.648,04 TL asıl borç, 82.271,80 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 91.919,84 TL borç bildirildiği ve davacı Kurumu tarafından 25.08.2014 tarihinde ödendiği, iş bu dava ile davacı tarafından gecikme zammına “ yargı kararı sonrasında ” ortaya çıktığı gerekçesi ile itiraz edildiği ve iadesinin istenildiği, raporu karara esas alınan bilirkişi tarafından hesaplamanın 5510 sayılı Yasa’nın ilgili maddeleri gereğince yapıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; raporu hükme esas alınan bilirkişi tarafından, davacı Kurumu’nun sorumlu olduğu gecikme zammı miktarı belirlenirken, 5510 sayılı Yasa’nın ilgili maddelerine göre hesaplama yapıldığı anlaşılmakla; davacı Kurumu çalışanı ‘ın mahkeme kararı ile kabul edilen hizmetlerinin 02.12.1996 – 15.05.2005 tarihleri arasını kapsadığı, bu itibarla davaya konu gecikme zammının 506 sayılı Yasa maddelerine göre belirlenmesi gerektiği göz ardı edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalı SGK’dan davaya konu borç ve gecikme zammı hesabına ilişkin belgeleri istemek, daha sonra dosyayı yeniden bilirkişiye tevdi ederek, davacı Kurumu’nun sorumlu olduğu gecikme zammı miktarını 506 sayılı Yasa madderine göre belirleyen bir rapor alarak varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 23.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.