YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8601
KARAR NO : 2016/6018
KARAR TARİHİ : 05.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, almakta olduğu yaşlılık aylığının yeniden hesaplanarak maaş fark alcaklarınon faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı, hizmetlerinin tamamı dikkate alınmadan yaşlılık aylığı bağlandığını, davalı Kuruma yaptığı itiraz sonucu bir kısım yanlışlığı düzeltilerek kendisine 12 035,83 TL ödeme yapılacağının bildirildiğini beyan ederek buna ilişkin fazlaya dair hakkı saklı kalmak üzere 100,00 TL faiz alacağının ve hizmetlerinin tamamı dikkate alınmak suretiyle gerçek aylığının tespiti ile doğacak farkın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının dava tarihini takip eden aylık ödeme dönemi olan Mart 2013’den itibaren aylığı 1405,58 TL (ek ödeme hariç) olduğundan 636,70 TL asıl alacağın her bir fark aylığı bilirkişi raporunda gösterilen ilgili aylık ödeme döneminden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine, 8694,81 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 30/09/1981 tarihinde tahsis talep ettiği ancak 14/10/1981 tarihli dilekçesi ile sigortalı işe gireceğini bildirerek aylık tahsisi hakkındaki talebini geri aldığı, 28/08/1996 tarihinde yeniden tahsis talep ettiği ve Kurumun 12/03/1987 tarihli aylık bağlama kararında 28/08/1996 tarihli tahsis talebine istinaden 4020 gün Emekli Sandığı , 8447 gün SSK toplam 12467 gün üzerinden 1136-13950 gösterge, 62-66 katsayı, %85 aylık bağlama oranı üzerinden aylık bağlandığı, davacının 17/12/1987 tarihli dilekçesi ile ilk tahsis talep tarih 30/09/1981 ile yeniden işe girdiği 15/10/1981 tarihleri arasındaki 15 günlük aylığının ödenmesini ve 3395 sayılı Yasadan yararlandırılmasını talep ettiği, bunun üzerine düzenlenen 18/04/1988 tarihli aylık bağlama kararında davacıya 4020 gün Emekli sandığı , 6725 gün SSK , toplam 10745 gün üzerinden 810 gösterge, katsayı 25, %70 aylık bağlama oranı üzerinden aylık bağlanıp 01/10/1981-15/10/1981 tarihleri arası için aylık tahakkuk ettirildiği, 20/09/1993 tarihli belgede telafi edici aylık bağlama oranının %73,5 olduğu, “3395 sayılı Kanuna Göre Yaşlılık Aylığı Artma Kararı” başlıklı belgede aylık bağlama oranının %70, göstergenin 6400 olduğu görükmekte olup, davacı 13/11/2012 tarihinde Emekli Sandığında geçen bir kısım hizmetinin dikkate alınmadan yaşlılık aylığı bağlandığını yapılan yanlışlığın düzeltilmesi talebiyle Kuruma başvurduğu, davalı Kurumun 03/12/2012 tarihli işlemi ile; davacıya yaşlılık aylığı bağlanırken hatalı bağlandığı tespit edildiğinden aylıklarının yeniden hesaplandığı ve 01/01/1993-23/01/2013 tarihleri arasında ödenmesi gereken aylıklar arasında doğan toplam 12 035,83 TL nin Ocak/2013 ödenmesi için gerekli işlemleri yapıldığının bildirildiği, davacının 21/01/2012 tarihli dilekçesiyle faiz hakkının saklı tutulduğu, davalı Kurumunca davacıya 506 sayılı Kanuınun ek 35. maddesi uyarınca hesaplanan telafi edici aylık bağlama oranının % 81,50 olması gerekirken, % 73,50 olarak hesaplandığının bildirildiği, davacının DHMİ Genel Müdürlüğü nezdinde geçen bir kısım hizmetinin 506 sayılı Yasa kapsamında bir kısmının ise Emekli Sandığı kapsamında geçtiği anlaşıldığından davacının çalışma süresi hususunda tereddüt oluştuğu, Mahkemece davacının 506 sayılı Yasa ve 5434 sayılı Yasa kapsamındaki çalışma süreleri tereddütsüz bir şekilde tespit edilmeden , denetime elverişli ve karşılaştırmalı şekilde düzenlenmiş bilirkişi raporunun alınmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının 506 sayılı Yasa ve 5434 sayılı Yasa kapsamındaki çalışma sürelerini tereddütsüz bir şekilde tespit etmek, Kurumdan davacının emekli maaş hesaplamasına ilişkin ayrıntılı evrakların getirtilip, Kurum işleminin irdelenmesiyle Kurum işleminde hata bulunup bulunmadığı, var ise; hatanın neden kaynaklandığı açıkca izah edilecek denetime elverişli bilirkişi raporu alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yetersiz inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.