YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1076
KARAR NO : 2016/7801
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 01/10/1981 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.10.1981 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Davacıya ait 01.10.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma, 05.11.1981 tarihinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sigortalı işe ilk başlangıç tarihinin tespitine ilişkin davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 108. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu Kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir.”
Öte yandan 506 sayılı Kanunun 60/G maddesine göre 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlayacağı, ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin prim ödeme gün sayılarına dahil edileceği bildirilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 05.01.1966 doğumlu olduğu, 05.11.1981 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden işe giriş bildirgesi ile davacının, davalı işverene ait 93975 sicil no’lu adına tescill isimli mutfak dolapları montajı işyerinde, çalışmaya başladığının bildirildiği, çalıştığı döneme ilişkin bordroların verilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacıya verilen sicil numarasının hangi yıla ait olduğunun sorulmadığı, komşu işyeri tanığı araştırılmadan davacı tanıklarının beyanı ile hüküm kurulduğu, davacının çalışmalarının üretme yönelik mi, yoksa meslek ve sanat eğitimine mi yönelik olduğunun araştırılmadığı, davacının 18 yaşını doldurmadan önceki bir tarih olan “01.10.1981 tarihinin” sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edildiği görülmüştür.
Davacının sigorta başlangıcına dayalı çalışmasının fiili çalışma olup olmadığı ve üretime mi yoksa bir meslek ve sanatın eğitimine mi yönelik olduğunun yöntemince araştırılmaması ve 18 yaşını tamamlamadan önceki tarihin hükme esas alınması ve buna göre yaşlılık aylığının hesaplanması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacıya verilen sicil numarasının hangi yıla ait olduğunu Kurumdan sormak, işveren tarafından bordro verilmediği de gözetilerek, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri, o da yoksa davacının çalışmasını bilebilecek nitelikte tanık araştırılıp tespit edilerek, davacının çalışmalarının üretme yönelik mi, yoksa meslek ve sanat eğitimine yönelik mi olduğu ve gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra, 506 sayılı Kanunun 60/G ve Geçici 54. maddelerini gözönünde tutarak sigorta başlangıç tarihini tespit etmek ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
MG