YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13557
KARAR NO : 2016/14560
KARAR TARİHİ : 24.11.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, meslek hasatlığı nedeniyle meydana gelen maluliyet derecesindeki artışa dayalı davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemizin “… davacıda oluşan % 5 fark maluliyet nedeniyle Kurum tarafından davacıya bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin tespit edilerek, bunun davalı işverene rücu edilebilir kısmının hesaplanıp, bilirkişi hesap raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna” ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin manevi tazminata ilişkin takdiri isabetli olup esasen bozma dışı kalmıştır.
Maddi tazminata gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma sonrası yapılan yargılamada, yeni verilere göre davacının zararı hesaplatılarak, zararın artması suretiyle maddi tazminatın belirlenmesi yoluna gidilmiş olup, yapılan bu uygulama ile davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiği görülmektedir.
Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına Mahkemece uyulmasına karar verildiğinde, Mahkeme için uyulan kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E. 2006/521 sayılı kararı)
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Somut olayda, Dairemizce verilen bozma kararında, Kurum tarafından davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tespit edilerek bunun davalı işverene rücu edilebilir kısmının hesaplanıp, bilirkişi hesap raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerektiği belirtilmiş, yeni bir hesap raporu aldırılmasına ilişkin bir husustan bahsedilmemiştir. Diğer bir deyişle maddi tazminatın belirlenmesine esas alınan diğer doneler bozma dışında kalmıştır. Hal böyle olunca, bozma öncesi düzenlenen 29.04.2015 tarihli hesap bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından Kurum tarafından davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalı işverene rücu edilebilir kısmının indirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken yeni verilere göre hesaplama yapılarak yeniden bozma öncesi miktara hükmetmek davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş 29.04.2015 tarihli hesap bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından Kurum tarafından davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalı işverene rücu edilebilir kısmının indirilmesi suretiyle sonuca gitmekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular ve özellikle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.