YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2147
KARAR NO : 2016/7024
KARAR TARİHİ : 19.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 10/01/2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda yaralanması nedeniyle istirahatli kaldığı günler için oluşan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre. davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, 10.01.2009 tarihli iş kazasında yaralanan davacının istirahatli kaldığı günler için oluşan maddi zararının tazminine ilişkindir,
Mahkemece, 7.556,34-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 10.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacının 10.01.2009 tarihli iş kazasında yaralandığı, bu olay nedeniyle Kurumca tespit olunan maluliyetinin %0 iken yeniden yapılan muayenesinde bu oranın %13,1’e arttığı, davacı tarafından 10.01.2009 tarihli bu iş kazasın nedeniyle öncesinde maddi tazminat davası açılıp %13,1 oranındaki maluliyeti için maddi tazminat isteminde bulunulduğu, bu davada Mahkemece verilen 22.04.2014 tarihli kabul kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun 294/1 maddesinde mahkemelerin usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdireceği belirtilmektedir. Bilindiği gibi, hakimin davadan el çekmesini gerektiren, davayı sonuçlandıran kararlarına nihai kararlar denilmektedir. Nihai kararlar, usule ilişkin nihai kararlar veya esasa ilişkin nihai kararlar (hükümler) olmak üzere ikiye ayrılır. Usule ilişkin nihai kararlar, davanın esasıyla ilgili olmayan kararlar olup, başka bir ifade ile mahkemenin maddi hukuk bakımından değil de usul hukuku bakımından verdiği kararlardır (… Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011, s.540). Bu nedenle, mahkemece verilen
görevsizlik, yetkisizlik, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar usule ilişkin nihai kararlar olduğu gibi, dava şartı yokluğu nedeni ile verilen, usulden ret kararları (HMK m.115/2) da, usule ilişkin nihai kararlardır. Esasa ilişkin kararlar ise, hakimin uyuşmazlığın esasını inceleyerek verdiği kararlardır(HMK m. 294/1). Yani davada ileri sürülen taleplerin maddi hukuk açısından incelenerek esas bakımından kabul veya reddine ya da kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin kararlardır(…., s.540). Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303)(Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).Somut olaya geldiğimizde yukarıda da değinildiği üzere davacı kazalı öncesinde aynı konuda(maddi zararının karşılanması), aynı sebebe dayanarak(10.01.2009 tarihli kaza) ve aynı davalı aleyhine aleyhine olarak 08.04.2013 tarihli davayı açmış, yargılaması Zonguldak 3.İş Mahkemesinde yapılan bu davada Yerel Mahkemenin verdiği kabul kararı Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Her ne kadar davacı vekili 30.04.2014 tarihli dava dilekçesinde işbu davanın sebebi olarak “davacının istirahatli kaldığı günler karşılığı olan maddi zararının tahsili” sebebini belirtmişse de dava sebebi olarak belirtilen bu hususun 08.04.2013 tarihinde %13,10 oranındaki maluliyet için açılan maddi tazminat davasının bir parçası olduğu ve bu kapsamda farklı bir dava sebebi olarak değerlendirilmesinin de doğru olmayacağı ortadadır. Bu kapsamda davacının aynı davalı aleyhine, aynı konuda ve aynı sebebe dayanarak açtığı inceleme konusu davada kesin hüküm nedeniyle davanın reddi kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 19.04.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.