YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2352
KARAR NO : 2016/7408
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaliyle, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; dava dışı …San. Tic. A. Ş.’nin, Kurumun 6183 sayılı Kanun’a göre, 08.06.2015 tarih 8.512.048 sayılı 2015/10322, 10323 ve 10324 takip numaralı takip dosyalarında takip edilen sırasıyla prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına yönetim kurulu üyesi sıfatıyla çıkarılan ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının, dava dışı şirketin müdürü olduğu ve ödeme emrindeki borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 08.06.2015 tarih 8.512.048 sayılı 2015/10322, 10323 ve 10324 takip numaralı takip dosyalarında takip edilen sırasıyla 2014/4 – 2015/3 dönemine ilişkin prim, 2014/6 -2015/3 dönemlerine ilişkin işsizlik sigortası primi ve 2014/6 -2015/3 dönemlerine ilişkin damga vergisi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına yönetim kurulu üyesi sıfatıyla takip başlatıldığı, davacının Kurum’a yaptığı itiraz üzerine Kurum’un 19.06.2015 tarih 3235317 sayılı yazısıyla davacının talebini reddettiği ancak çıkartılan ödeme emirlerinin borç dönemlerinin sehven yanlış dönemi kapsadığı, 2014/8 ve sonrası dönemlerin yanlış yazıldığının belirtildiği, ödeme emirlerindeki borç dönemlerinin 2014/4 ila 7. dönemleri olarak sınırlandırıldığı, davacının dava dışı borçlu şirkette 04.07.2013 ila 01.08.2014 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.
5510 sayılı Kanun’un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun’un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu
olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır. Diğer bir deyişle, Kurumun 01/07/2008 tarihinden sonraki sigorta primleri ve diğer alacakları ile ilgili olarak şirketlerin borçlarından müşetereken ve müteselsilen sorumlu olmak için şirketin Yönetim Kurulu üyesi olmak yeterlidir.
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; 6183 sayılı Kanun 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre daha genel bir Kanun durumunda olup uygulamada da benimsendiği üzere öncelik özel Kanun hükümlerine tanınacağından, özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi karşısında, somut uyuşmazlığı 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin uygulanması gerektiği, davacının dava dışı borçlu şirkette 04.07.2013 ila 01.08.2014 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı anlaşıldığından, Kurum’un 19.06.2015 tarih 3235317 sayılı -ödeme emirlerini sınırlandıran ve davacının da lehine olan- yazısı doğrultusunda davacının 2014/4 ila 7. dönemleri arasındaki borçlardan 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi gereğince dava dışı borçlu şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı açıktır.
Yapılacak iş; davalı Kurum tarafından davaya konu ödeme emirlerinin 2014/8 ila 2015/3 dönemlerinin sehven çıkartıldığı belirtildiğinden, bu dönemler bakımından davanın konusunun kalmadığı anlaşılmakla konusuz kalan kısım bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek; davacının 2014/4 ila 7. dönemleri arasındaki borçlardan 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi gereğince dava dışı borçlu şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı kabul edilerek bu kısım bakımından davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
26.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.