Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/3336 E. 2016/5830 K. 04.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3336
KARAR NO : 2016/5830
KARAR TARİHİ : 04.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum ve … vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.08.1997-27.07.2004 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Somut olayda, yerel mahkemenin davanın kabulüne dair 22.12.2009 tarihli kararının Dairemizin 2010/1745E, 2011/1957K sayılı 07.03.2011 tarihli ilamı ile bozulduğu; davacının isim ve soy ismi ile bildirilen ancak dava dışı sigortalı… hizmet cetvelinde gözüken 1997/3, 1998/1, 1998/3, 1999/1, 1999/2, 1999/3, 2000/1, 2 ve 3. dönemi çalışmaların davacıya ait olduğunun kabul edilmesinin yerinde olduğu, 2001/1,2,3 2002/1 ve 2002/2 dönemleri bakımından bordro ve komşu işyeri tanıklarının beyanlarına başvurulması gerektiğinin belirtildiği, uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca davacı ve komşu işyeri tanıklarının beyanlarına başvurulduğu, 1018771 ve 1005731 sicil numaralı işyerlerinin dönem bordrolarının getirtildiği, ancak bordro tanıklarının beyanlarının alınmadığı, tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeden, davacının çalışmasının kesintisiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının hizmetinin bildirildiği davalı işyerlerinin ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarının tamamını getirtmek, bordrolarda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, beyanına başvurulan komşu işyeri çalışanları davacının çalışmasına ara verdiğini, kendi dükkanını açtığını beyan ettiğinden, davacının vergi mükellefiyetinin olup olmadığını araştırmak, ilgili belediyeden davacının adına işyeri kaydı olup olmadığını sormak, davacının bu konuda beyanını almak, Kurumdan bilgi alınarak veya Emniyet yoluyla yaptırılacak araştırma sonucu iş yerine komşu veya yakın işyerlerinden belirlenen çalışanların ve işyeri sahiplerinin beyanlarına başvurarak davacının çalışmasına ara verip vermediğini, ara verdiyse hangi tarihler arasında davalılar nezdindeki çalışmasına ara verdiğini sormak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden …’a iadesine, 04.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.