YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3474
KARAR NO : 2016/9030
KARAR TARİHİ : 26.05.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01/08/1987 tarihinden itibaren 3 ay süreyle davalı işyerinde çalıştığının tespitine ilişkin olup davacı dava devam ederken talebini daraltmıştır ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01/08/1987 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/08/1987 olarak tespitine, davacının davalı iş yerinde 3 ay süre ile çalıştığının tespitine yönelik isteminin vazgeçme nedeniyle reddine, karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 108. maddesinin 1. fıkrasında; “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir” hükmü düzenlenmiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da emniyet yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
…/…
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 28/09/1987 varide tarihli işe giriş bildirgesi ile davacının 01/08/1987 tarihinde …ünvanlı ve 936600 sicil numaralı işyerinde çalışmaya başladığının Kuruma bildirildiği, davacı adına bu işyerinden yapılmış hizmet bildiriminin bulunmadığı, davalı işyerinin 1987/2-3. dönem bordrolarının bulunduğu, bordrolarda davacının adının olmadığı, tanık beyanlarının alındığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının askerlik tarihlerini belirlemek, davalı işyerinin dava konusu dönem bordrosunda ismi bulunan ve davacının çalışmaları konusunda bilgisi bulunan kişileri tanık olarak dinlemek, bordro tanıklarının beyanları ile yetinilmemesi durumunda işyerinin adresi de bildirilmek suretiyle Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin davacının talep ettiği tarihte çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek tanık olarak beyanlarına başvurmak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.