Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/3646 E. 2016/7928 K. 03.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3646
KARAR NO : 2016/7928
KARAR TARİHİ : 03.05.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisinin iptaline, yapılam kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Davacı, ortağı olduğu şirketin 07.08.2008 ila 28.11.2012 tarihleri arasında tasfiye sürecinde gelir getirici hiçbir faaliyetinin bulunmadığını belirterek yaşlılık aylığından yapılan SGDP kesintisinin yapılamayacağını belirterek SGDP kesintisine ilişkin Kurum işleminin iptali ve yapılan kesintilerin iadesini istemiştir.
Mahkemece Kurum işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya 01.06.2007 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının ….’nin 06.04.2006 tarihinden itibaren ortağı olduğu, şirketin 06.08.2004 tarihinde vergi kaydının terkin edildiği, şirkette 07.08.2008 tarihinde tasfiye işlemine başlandığı, tasfiye işleminin 28.11.2012 tarihinde tamamlandığı, Kurum’un davacının şirketteki 04.07.2007 ila 28.11.2012 tarihleri arasındaki ortaklığı için Eylül 2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığından SGDP kesintisi yaptığı, davacının yapılan kesintiye ilişkin Kurum’a yaptığı itirazın reddedildiği anlaşılmıştır.
25.08.1999 gün ve 4447 sayılı Yasa’nın 38. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 20. maddesinde; 1479 sayılı Kanuna veya diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık aylığına hak kazanan ancak daha sonra 1479 sayılı Kanun’un 24. maddesinin I. bendine göre çalışmasına devam eden veya çalışmaya başlayanların aylıklarından Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintisinin yapılacağı düzenlenmiştir.
Öte yandan 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde; limited şirket ortaklarının bu kanun kapsamında sigortalı sayılacağı, yine aynı Yasa’nın sigortalılığın bitimini düzenleyen 25/1-c maddesinde şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten, 25/1-e bendinde ise; iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki şirket ortaklarının, mahkemece tasfiyesine karar verildiği tarihten bir gün önce sigortalılığın sona ereceği düzenlenmiştir.
Ayrıca 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın sigortalı olmayı düzenleyen 4/b-3 maddesinde limited şirketin tüm ortaklarının sigortalı sayılacağı düzenlenmiştir. Aynı Yasa’nın 9. maddesinde ise; sigortalılığın sona erme halleri düzenlenmiş olup anılan maddenin 3. fıkrasında; limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten itibaren sona ereceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacının ortağı olduğu limited şirketin 07.08.2008 tarihi itibariyle tasfiye sürecine girdiği anlaşılmasına göre; 5510 sayılı Yasa’nın 9/3 maddesi gereğince tasfiye durumu nedeniyle münfesih hale gelen şirket bakımından davacının 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-b maddesi kapsamındaki sigortalılığının sona erdiğine ilişkin yazılı bir talebinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği halde bu durumun gözardı edilerek talebin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının 5510 sayılı Yasa’nın 9/3 maddesi gereğince tasfiye durumu nedeniyle münfesih hale gelen şirket bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-b maddesi kapsamındaki sigortalılığının sona erdiğine ilişkin yazılı bir talebinin bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
03.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.