Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/3754 E. 2016/6933 K. 19.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3754
KARAR NO : 2016/6933
KARAR TARİHİ : 19.04.2016

Davacı, sigorta başlangıç tarihinin ve 02/05/2007 tarihinden itibaren emekli aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; davacının yaşlılık yalığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekilince 10.06.2014 tarihli celsede taleplerinin hem sigorta başlangıcına hem de yaşlılık aylığına ilişkin olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece ilk olarak; davanın kesin hüküm nedeniyle HMK 114/i ve 115/2 maddelerine göre usulden reddine karar verilmiş, anılan karar Dairemizin sayılı kararı ile; mahkemece kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmiş ise de iş bu davanın K sayılı karar ile tefrik edilen yaşlılık aylığı talebine ilişkin olduğu ve yaşlılık aylığı hususunda daha önce verilen bir karar bulunmadığı, ayrıca davacı vekilince 10.06.2014 tarihli celsede sigorta başlangıcı taleplerinin de bulunduğunun beyan edildiği, sayılı dosyasında 27.05.1980 – 1989/Ocak tarihleri arasında hizmet tespitine yönelik talep hak düşürücü süre yönünden reddedilmişse de davacı vekilinin 10.06.2014 tarihli celsedeki beyanının hizmet tespiti istemine yönelik olmadığı, sigorta başlangıcı tespitine yönelik olduğu, bu itibarla hem yaşlılık aylığı talebi hakkında daha önce verilmiş bir karar bulunmaması, hem de hizmet tespitine yönelik reddedilen talebin sigorta başlangıcı tespiti talebi hakkında kesin hüküm oluşturmayacağı göz ardı edilerek sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu, bu nedenlerle; mahkemece, öncelikle işe giriş bildirgesinde yazılı işyerine ait dönem bordrolarının dosya arasına alınması, daha sonra bordrolarda isimleri bulunan kişiler arasından re’sen seçilecek bordro tanıklarının ve işe giriş bildirgesinde bildirilen işyerine komşu işverenler ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş çalışanların tespit ederek dinlerek dinlenilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak son olarak davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar son olarak mahkemece davanın subut bulmadığından bahisle reddine karar verilmişse de; Dairemizin anılan bozma kararından sonra davalı Ş.. K..’a ait işyerinin dönem bordrolarının dosya arasına alındığı ve zabıtadan davalıya ait işyerinin komşu işyeri tanıklarının tespitinin istenildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki davacı, davalı Ş.. K..’ın murisi ve eşi olan ‘a ait lokantada aşçı olarak çalıştığını iddia etmektedir. Bu itibarla mahkemece bozma kararında belirtilen hususlar yerine getirilmeden ve Ş.. K..’a ait işyeri kayıtları esas alınarak sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; dosyada mevcut 27.05.1980 tarihli işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil numarası ve adresi esas alınarak davalının murisi olan eşi Murat Kartal’ın lokanta işyerine ait dönem bordrolarını dosya arasına alarak re’sen seçilecek bordro tanıklarını dinlemek, ayrıca zabıta marifeti ile bu işyerinin talep edilen dönemdeki komşu işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş çalışanlarını tespit ederek dinlemek, dosyada mevcut askerlik bonservisini araştırmak ve böylece davacının sigorta başlangıcına ve yaşlılık aylığına ilişkin taleplerini toplanan delillere göre değerlendirerek sonuca gitmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 19.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.